Sağlık, Diyet,Domuz Gribi, Sağlıklı Hayat Blog'u

28Şub/100

Rüya Nedir



Uyku sırasında aynen uyanıkmış gibi çeşitli olayların yaşanması hafi, düş.
Rüya çağlar boyunca bütün toplumlarda büyük önem görmüştür. Rüyanın mahiyeti ve kökeni hakkında çok şeyler yazılıp söylenmiştir. Ancak bu yazılıp söylenenler her topluma ve her kültüre göre ayrı ayrı olagelmiş ve hep değişkenlik arzetmiştir. Tarihte bazı toplumlarda rüyaya büyük önem verilmiş ve bazan bu rüya tabirleri kitaplar halinde toplanmıştır. Umumiyetle rüya, uyanıklık halinin bir uzantısıdır; etkisinde kalınan sevindirici veya üzücü olayların uyku halinde yaşanması olayıdır. İslâm’da rüya hukukî bir kaynak ve delil değildir. Yalnız gören kişi ile alakalıdır. O kişi de bu rüyasını hayra yorar ve bu rüya yalnız kendisini bağlar.
Rüya, “Allah Teâlâ’nın melek vasıtasıyla hakikat veya kinaye olarak kulun şuurunda uyandırdığı enfusî idrakler ve vicdanî duygular veya şeytanî telkinlerden meydana gelen karışık hayallerden ibarettir” şeklinde de tarif edilmiştir.
Rüya uykuda bütün duygu ve bilinç hallerinin tamamen yok olmadığı bir sırada meydana gelir. Nitekim rüyâ, uykunun az olduğu sabaha karşı daha çok görülür. Rüyada, görülmesi mümkün olan şeyler görülür. Uyanıkken görülmeyecek olan şeyleri rüyada görmek mümkün değildir. Bir kişi rüyada aynı anda hem ayakta, hem de otururken görülemez. Mümkün ve olağan olmayan şeyleri rüyada görme imkanı yoktur. Rüya bir idrak işidir. Zira rüya insanların kalblerinde yaratılan ve oraya yerleşen şeyin hayal etme ve düşünme yoluyla idrak edilmesi demektir.
Müslümanların dışındaki bir takım çevreler de bu konuda tutarsız ve reddedilmeye mahkum bir sürü şeyler söylemişlerdir. Ancak sağlıklı görüş sahibi alimlerin ve imamların görüşü makbuldür. Allah (c.c) uyanık insanın kalbinde, bir takım itikatlar yarattığı gibi, uyuyan insanın kalbinde de bazı itikatlar yaratır. Allah uyuyan insanın kalbinde yarattığı itikadları başka zamanlarda yarattığı bir takım şeylerin belirtisi ve aynası haline sokar. Rüyada görülen durum, bazan aynası olduğu işe aykırı olur. Uyanık kişinin kalbinde yaratılan itikad ve kanaat, bazı olayların aynası görünümünde olmasına rağmen bunun tersi çıkabilir. Meselâ bulut yağmurun belirtisidir. Allah (c.c) bulutu yağmurun alameti olarak yaratmıştır. Ama bazen bulut olmasına rağmen yağmur yağmayabilir. Aynı şekilde, uyku halindeki insanın kalbinde yarattığı itikadı ve inancı, bir hadisenin belirtisi olarak yaratmıştır. Fakat bazan yağmur yağmadığı gibi o olay da olmayabilir. Uyku halindeki insanın kalbinde söz konusu itikad bazen meleğin huzurunda oluşur. Bu takdirde sevindirici rüya görülür. Bazen de şeytanın hazır bulunduğu bir zamanda oluşur. Bu takdirde üzüntülü ve zararlı rüya görülür. Rüyanın mahiyeti hakkında en üstün bilgi Allah katındadır.
Allah (c.c), insanların Levh-i Mahfuzdaki durumlarına muttali olan bir grup meleği rüya işiyle görevli kılmıştır. Görevli melek Levh-i Mahfuz’dan aldığı durumları bir takım olaylar ve şekiller haline sokarak ilgili insanın rüyasında kalbine yerleştirir ki, o kimse için bir müjde veya uyarı ya da kınama değerinde olsun. Böylece hikmetli, yararlı veya sakındırıcı bir faaliyet gösterilmiş olur. İlgili melek bu gayret içinde iken şeytan da insana karşı duyduğu kin ve düşmanlıktan dolayı onu uyanık iken rahat bırakmak istemediği gibi, uyku aleminde de rahat bırakmak istemez. Ona bir takım hile ve tuzaklar kurmaktan geri durmaz. Şeytan insanın rüyasını bozmak üzere ya onu gördüğü rüya hususunda yanıltmak ister veya rüyasında gafil olmasını sağlamaya çalışır.
Kur’ân-ı Kerim’in birçok yerinde rüyadan söz edilmiştir. Hz. İbrahim (a.s), oğlu İsmail (a.s)’i rüyada boğazlama emri almış ve bu rüyayı uygulamaya teşebbüs etmiştir (es-Saffat, 37/ 102).
Yusuf (a.s)’da rüyasında on bir yıldızla, ay’ın kendisine secde ettiğini görmüş (Yusuf, 12/40); Mısır hükümdarının ve hapishanedeki iki kişinin gördükleri rüyaları tabir etmiştir (Yusuf, 12/36, 43).
Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Peygamber’in görmüş olduğu rüyalardan söz edilmektedir (el-Fetih, 48/27; es-Saffat, 37/105; el-İsra, 17/60).
Hadis kitaplarının hemen hepsinde Hz. Peygamber’in gördüğü rüyalar ve yaptığı rüya tabirleri hakkında geniş bilgi vardır.
Rüya ile ilgili Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Salih kişi tarafından görülen rüya, peygamberliğin kırk altı parçasından bir parçadır. ” Bir başka hadiste de şöyle der: “Müminin rüyası, peygamberliğin kırk altı parçasından bir parçadır; Peygamberlik gitti ve mübeşşirat kaldı”.
Rasûlüllah (s.a.s) bir başka hadislerinde şöyle buyuruyor: “Ey insanlar! Peygamberliğin belirtilerinden yalnız güzeL rüya kaldı. O rüyayı müslüman kişi görür veya onun için başkası tarafından görülür” (İbn Hacer el-Askalanî, Fethül-Barî Şerhu Sahihil-Buharî Kitabül-Ta’bîr).
Hadisteki ihtilaflar ve bildirilen değişik sayılar rüya gören müslümanın haline dönüktür. Takva sahibi olmayan ve İslam’ın ölçülerine göre fasık sayıları müslümanın gördüğü rüya, nübüvvetin yani peygamberliğin yetmiş parçasından biridir. Takva sahibi olan müslümanın rüyası ise nübüvvetin kırk altı parçasından biridir. Şu halde rüyanın doğruluk derecesi müslümanın salah ve takvasına göre değişik olur.
Müslümanın gördüğü rüyanın peygamberliğin özelliğinin parçalara bölünmesi veya takva sahibi olan bir müslümanın peygamberlik hasletinden bir parçayı kazanabilmesi demek değildir. Maksat şudur: Peygamberlikte zaman zaman gayptan haberdar olma özelliği vardır. Yüce Allah dilediği zaman bir peygamberi gayptan haberdar eder. Bu itibarla, gayptan haberdar olmak, peygamberliğin alametlerindendir. Peygamberlik görevi kalıcı değildir. Fakat alametleri kalıcıdır. Müslüman bir kimse bazen Allah’ın takdir ve dilemesi ile rüya aleminde bir gayptan haberdar edilebilir. Bu itibarla müslümanın rüyada gördüğü bir şey aynen gerçekleşebilir.
Güzel rüyanın peygamberliğin kırk altı parçasından bir parça sayılması şöyle yorumlanır.
Sahih rivayetlerin bir çoğuna göre Peygamber (s.a.s) altmış üç yıl yaşamış ve peygamberlik süresi yirmi üç yıl sürmüştür. Çünkü o, kırk yaşını doldurduğu zaman peygamber olmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s)’e vahiy rüya halinde gelirdi. Bu durum altı ay sürmüştür. Bu süre zarfında gördüğü rüyalar aynen çıkıyordu. Peygamberlik süresi yirmi üç yıl devam ettiğine göre, rüya yoluyla vahiy süresi bunun kırk altı parçasından bir parça olur. Başka hadislerde rüya, peygamberliğin yetmişte bir, kırk dörtte bir, ellide bir olduğu ifade edilir.
Rüyanın peygamberliğin parçalarından biri olduğunu açıklayan hadislerin değişik oranlar ifade etmesi, hadislerin gelişmesi anlamına gelmemektedir. Çünkü salih ve sadık bir rüya kişinin doğru sözlü, emaneti yerine vermek, sağlam itikatlı olmak gibi hususlardaki derecesine göre değerlendirilir. Bu konuda insanlar arasındaki farklılık kadar rüyalar da değişik olur. Kim samimi bir kalp ile Allah’a ibadet eder ve doğru sözlü olursa, gördüğü rüyalar daha doğru ve peygamberliğe daha yakındır. Zira peygamberler arasında bile fazilet farkı vardır. İnkârcı, kâfir ve yalancı kişilerin de rüyaları doğru çıkabilir. Bu takdirde bu kişilerin rüyaları vahiy ya da nübüvvetten bir parça olamaz.
Kaynak : www.sorularlaislamiyet.com

Kaynak: Sağlıklı ve güzel yaşam

Etiketler: Yorum yok
28Şub/100

SUNA DUMANKAYADAN SİYAH NOKTALAR İÇİN DOĞAL MASKE

Siyah noktalar, cildimizin genişlemiş olan gözeneklerinde biriken kir ve cilt yağı sonucu oluşurlar. Bazı kişilerde daha fazla görülen siyah noktalar temizlenmediği sürece kötü bir görüntü yaratır. Pürüzsüz, porselen gibi bir cildi herkes ister ve bu uğurda özellikle hanımlar avuç dolusu para saçarlar. Doğal cilt bakımı ve güzellik uzmanı Suna Dumankaya, çok fazla para harcamadan, ekonomik yollardan sizleri siyah noktalarınızdan kurtulmaya davet ediyor. Nasıl mı?

GEREKLİ MALZEMELER :
*1 kahve kaşığı mısır unu,
* 1 kahve kaşığı kil,
* 1 kahve kaşığı krem
* 1 kahve kaşığı su
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Tüm malzemeleri cam bir kapta karıştırın. Bunu cildinizde beş dakika beklettikten sonra ovarak çıkarın, yüzünüzü yıkayın. Bunu haftada bir tekrarlayın.
SUNA DUMANKAYADAN VARİSLER İÇİN DOĞAL ÖNERİLER
SUNA DUMANKAYADAN SAÇLARIN ERKEN BEYAZLAMASINI ÖNLEMEK İÇİN ÖNERİ
SUNA DUMANKAYADAN GÜNEŞ LEKELERİ VE CİLT BAKIMI İÇİN ÖNERİLER
SUNA DUMANKAYADAN İNATÇI CİLT LEKELERİNDEN KURTULMANIN DOĞAL FORMÜLLERİ

Bunlar İlginizi çekebilir

Kaynak: Cilt bakımı | Bitkisel cilt bakımı | Cilt bakımı maskeleri

28Şub/100

FARANJİT NEDİR ? NASIL TEDAVİ EDİLİR



Faranjit nedir?

Yutağın arka duvarındaki örtücü dokuda meydana gelen bir iltihaplanmadır. Bu ya tahriş olmadan veya bakteri enfeksiyonundan ileri gelebilir.
Faranjitin belirtileri nelerdir?

Yutağın arka kısmında ağrı, yutmakta zorluk ve ateş. Bu belirtilerin dışında çok kez kırıklık da olmaktadır.
Faranjit her zaman kendi başına bir hastalık mıdır?
Hayır. Çok kez bir üst solunum yolları enfeksiyonunun başlangıcı olabilir; nezle veya grip gibi.
Faranjit çok kez gelmekte olan başka bir hastalığın habercisi midir?
Evet. Faranjit ile başlayan sayısız hastalıklar vardır.
Streptokoklu faranjit hastalığının anlamı nedir?

Birçok faranjitin streptokok mikrobundan ileri geldiği doğru olmakla beraber, birçok başka mikrop ve bakteriler de faranjite neden olabilmektedir: Asıl streptokok faranjiti toplumda meydana gelen epidemi türü bir hastalık olup, enfekte olmuş süt gibi mihrakî genel bir enfeksiyondan ileri gelmektedir.
Asıl streptokok faranjitinin belirtileri nedir?

Hastalık birdenbire gelir, üşüme, titreme, ateş, genel zafiyet, baş ağrısı ve ciddî kırıklık belirtileri meydana gelmektedir. Yutakta aşırı kızıllık ve şişkinlik olur; yine yutakta gri lekeler belirmektedir. Yutağı enfekte eden mikroplardan alınan bir kültürün muayenesi ile hastalığın “hemolitik” streptokoklardan ileri gelmiş olduğu tespit edilir.
Faranjit nasıl tedavi edilir? 

Tedavi usulü hastalığın nedenine bağlıdır. Eğer hastalık bakteriden ileri gelmekteyse, antibiyotikler yanında sıcak gargaralar ve irigasyonlar tavsiye edilir.
Faranjit tedavisinde lokal tedavi metotları yararlı olmakta mıdır?

Hayır. Ancak, bir münferit vakada yutağın arka kısmını gümüş nitratla sıvamak, enfeksiyonun yayılmasını önleyebilecektir.
Faranjit tedavisinde antihistamin ilâçların verilmesi yararlı olmakta mıdır?

Hayır, çünkü hastalık ilâcın verilmesi durdurulur durdurulmaz, yeniden başlayacaktır.
Faranjitin tedavisinde gargaralar, pastiller ve ilâçlı çikletler yararlı olabilir mi?

Geçici bir ferahlama getirmekten başka bir faydaları olamaz. Bu ferahlık verme de, içlerinde lokal anestezili bir madde bulunmasından ileri gelmektedir.
Bütün faranjit vakaları için antibiyotikler verilmeli midir?
Muhakkak ki hayır. Hastaya fazla miktarda antibiyotik vermek bunlara karşı tepkisini azaltır, sonradan çok ciddî bir durumda bunlar aynı hastada kullanıldığı zaman, gerekli tesiri gösteremeyeceklerdir. Şurası unutulmamalıdır ki, faranjitlerin büyük bir kısmı birkaç gün içerisinde kendiliklerinden iyileşir.
Faranjit için en rahatlatıcı ilâç nedir?

Tuz ve aspirin bulunan sıcak gargaralar ve irigasyonlar.
Kronik faranjitin gelişmesinin bazı nedenleri hangileridir?

  • Devamlı olarak tekerrür eden akut faranjitler.
  • Fazla sigara içmek.
  • Fazla alkol alınması.
  • Sinüs enfeksiyonları.
  • Uzun bir süre devamlı olarak tahriş edici maddelerin solunum yoluyla vücuda girmesi.
  • Bünyevî veya genelleşmiş bir hastalık.

Kronik faranjit teşhisi yalnız doktor muayenesiyle konabilir mi?

Evet. Genellikle salgı bezlerinde şişkinlik olacaktır ve lenf dokularında fazla büyüme belirtileri görülecektir.
Kronik faranjitin belirtileri nelerdir?

Yutak kuru ve ağrılıdır. Yutakta, devamlı geğirme ve öksürme getiren gıcıklayıcı bir duyu da hissedilir.
Kronik faranjit nasıl tedavi edilir?
İlk aşılacak nokta nedenini bulmak ve fazla zarara meydan vermeden bunu ortadan kaldırmaktır. Ağız sağlığını korumak ve iyileştirmek için rahatlatıcı ilâçlar verilerek hastalık lokal şekilde tedavi edilmektedir.

Kaynak: Sağlıklı ve güzel yaşam

28Şub/100

Sağlıklı Kilo Kontrolü için Öneriler



Zayıflamak ve zayıfladıktan sonra da kiloyu korumak oldukça kolay bir iş değil aslında.Hele de orda burda gördüğünüz kulaktan dolma diyetleri yapıyor, düzensiz besleniyor ve gelişigüzel spor yapıyorsanız!


ornek resim


Fazla kilolarından rahatsız olan insanlar ya parklarda düzensiz spor yapıyor ya da kulaktan dolma diyet reçeteleri uyguluyor. Uzmanlar, kişinin ideal kilosunu korumasıiçin iyi bir diyet, düzenli spor ve disiplinli bir kontrolün şart olduğunu belirtiyor.
İnsanların hayatları boyunca vücut ağırlıklarını sabit bir seviyede tutması sağlık açısından son derece önemli. Bu konu hekim önerilerinin sürekli en başlarında yer alıyor. Sağlıklı kilo kontrolü için bazı ön bilgilerin mutlaka öğrenilmesinin zorunlu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Mustafa Tayar, ideal kiloya sahip olanların da mevcut durumlarını korumak için çaba harcaması gerektiğini söyledi. Ayrıca kilosu çok fazla ya da az olanların kilo kontrolüne başlamadan önce doktor ve diyetisyenden mutlaka yardım alması gerekiyor. Prof. Dr. Tayar, ideal kilo için sabırlı uygulanması gereken şu 3 aşamanın ise mutlaka bilinmesi gerektiğini kaydediyor: "Kilo kontrolünde dikkat edilmesi gereken noktalar, davranış şekilleri ve sağlıklı kilo verme yöntemlerinin bilinmesi."
Prof. Dr. Tayar, "Aslında konu çok basit, ancak kulaktan dolma bilgilere değil uzman yardımına ihtiyacımız var. Sağlıklı beslenme, uygun diyet ve düzenli spor konusunda bizim önerilerimiz öğrenilip uygulandığında kısa sürede netice alınabilir." diyor.
Dikkat Edilmesi Greken Noktalar
çocuklar, gebeler ve 65 yaş üzerindeki kişilerin doktor tavsiyesi olmadan kesinlikle kilo kontrolü programına başlamamaları gerekiyor.
Süreklİ kilo verip geri alma döngüsü sağlık problemi olan kişilerde olumsuz sonuçlara yol açabiliyor.
Yeme alışkanlıklarında, fiziksel aktivite düzeyinde ve hayat tarzında değişiklikler yapmak gerekiyor.
Sağlıklı kilo vermede kurallar
Kendinizi Sorgulayın: Kendinize neyi, ne zaman ve niçin yediğinizi ve içtiğinizi sorun. Hatalarınız olup olmadığını bir uzmana danışın.
Hedef belİrleyİn: Amacınızı bilin, gerçekçi olun. Bir besinle ilgili alışkanlığınızı değiştirmek için o besini diyetinizden tamamen çıkartmayın, dengeli tüketmeye odaklanın.

Yeni Beslenme Planı Yapın
: Beslenmenizi değiştirmek için plan yaparken köklü değişikliklerden önce daha küçük ve spesifik hedeflerinizi ortaya koyun ve uygulayın. Örneğin daha çok sebze tüketmeyi veya hamur işlerini az yemeği hedeflemek gibi. Hedeflerinizin listesini yapın ve atacağınız adımları sıralayın.
Kilo kontrolü için doğru davranışlar
SağlIklı yemekler tercih edilmeli.
SağlIklI bir yaşam tarzı ile kazanılan kilo kabullenilmeli.
ZayIflama programınız bütçenize, aile hayatınıza ve kişisel ihtiyaçlarınıza uygun olmalı.
Kİlo kontrolünde başarıya ulaşmak için fiziksel aktivitenin artırılması gerekli. Örneğin her öğle arası 15 dakika yürüyüş yapılmalı.
Kİlo almak veya vermek için gerçekçi hedefler oluşturulmalı. Hedefler uygulanabilir ve kısa süreli olmalı. Örneğin bir seferde 2 kg zayıflamak, 10 kg veya daha fazlası zayıflamaya çalışmaktan çok daha uygulanabilir bir hedeftir.
Çok az yiyecek tüketerek veya aç kalarak uygulanan diyetler sonucu kilo kaybı olabiliyor, ancak bu kayıp çoğunlukla vücudun su kaybetmesinden kaynaklanıyor. Ve kısa sürede o miktar geri alınabiliyor.
Ağır egzersiz programları ile vücut forma sokulabilir fakat bu yaşam tarzı sürekli olmadığından başarılı sonuca ulaşılamaz. Kilo vermede kısa süreli çözümler yerine yaşam tarzında ve yeme alışkanlıklarında gerçekçi değişiklikler yapılmalı.
Fazla kilolar bir gecede oluşamayacağı gibi kısa sürede de kilo vermek mümkün değil. Diyet yaparken fiziksel olarak aktif bir yaşam tarzı, sağlıklı ve bilinçli bir beslenme alışkanlığı oluşturulmalı.

Kaynak: Sağlıklı ve güzel yaşam

28Şub/100

Çocuklarda süt dişleri

www.bebekgelisimi.biz…süt dişleri, çocuklarda süt dişleri, sut disleri, çocuklarda diş sağlığı, çocuk diş sağlığı

Süt dişleri değişken olabilmekle beraber ortalama 6 aydan sonra ilk olarak sıklıkla alt ön bölgede başlayarak sürmeye başlar ve yine değişebilmekle beraber yaklaşık olarak 3 yaşında tamamlanır. Bu dönemde çocuğunuzun ağzında toplam 20 adet (5 üst sağ çene, 5 üst sol çene, 5 [...]

Kaynak: Bebek Gelişimi , Bebek Beslenmesi , Aylık Bebek Gelişimi , Bebek Sağlığı, Bebek Bakımı,| BebekGelişimi.Biz

28Şub/100

Bakla

Baklagillerden hazmı kolay ve besleyici bir bitkidir. Ev ilaçlarında çiçekleri kullanılır. Bir çeşidi olan acıbakla ise, acı ve otsu bir bitkidir.

Vitamin ve protein açısından son derece zengin bir besin olan baklanın taneleri tazeyken yeşil, kuruyunca kahverengidir. Kuru Bakla, Taze Bakla�ya göre daha besleyicidir. Kuru Baklanın 100 gr.�mında yaklaşık olarak 26 ...

Kaynak: CALİVİTA

Etiketler: Yorum yok
28Şub/100

Kilo Koruma Yöntemleri



Uygulanan diyet programından sonra yemeğe yavaş yavaş geçilmeli ,hatta tekrar kilo alabileceğiniz düşünüyorsanız eski beslenme alışkanlığınızı gözden geçirmede fayda var!
ornek resim


İşte, kilomuzu korumak ve tekrar kilo almamak için atmamız gereken birkaç önemli adım:

  • İlk ve en önemli konu, kilo verirken uyguladığınız rejimdir. Eğer uyguladığınız rejim yeterli ve dengeli beslenme ilkeleri çerçevesinde hazırlandıysa ve sizin yanlış olan beslenme alışkanlıklarınızı iyileştirme yönündeyse hiç endişe etmeyin. Çünkü, artık yanlış beslenmeden ötürü almış olduğunuz kiloları geri almayacaksınız.
  • Rejimde olduğu gibi 3 ana, 3 ara öğün yemeye devam edin. Ara öğünlerde mümkün olduğunca Eti Form ürünleri, meyve, yoğurt gibi yiyecekler tüketerek metabolizmanızın yavaşlamasını engelleyin.

  • Rejim sonrası, almanız gereken günlük enerjiye birden bire değil, yavaş yavaş ulaşın. Size önerim haftada 200-300 kalori ilave ederek, günlük almanız gereken enerjiye ulaşmanızdır.
  • Günaşırı tartılın. Böylelikle baskülünüzün ibresi sağa doğru kaymaya başladığında, hemen tedbirinizi almaya başlayabilirsiniz. Önerim, 1-2 akşam yemeklerinizi sadece çorba ve salatayla kısıtlamanız. Bu şekilde kontrollü bir sistemle hep aynı kiloda kalabilirsiniz.

  • Bazı kişiler rejim sonrası kısa bir dönem (1-1,5 ay kadar) yediklerini abartmalarına rağmen kilo almamaktalar. Ancak bu durumun rehavetine kapılıp “artık benim kilom oturdu, yesem de kilo almıyorum” deyip, normal beslenmesinin de üzerine çıkmaları yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Çünkü daha sonra hiç fark etmeden birdenbire, 3-4 kilo alınmaktadır. Size önerim, rejim sonrası hemen normal yeme düzeninize geçmemeniz. Az önce de belirttiğim gibi kalorinizi yavaş yavaş artırmanızda yarar var.

  • Bir akşam yemeğindesiniz ve masadaki mezeler, ara sıcaklar, tatlılar enfes görünmekte. Bu durumda yapmanız gereken:Sevdiğiniz çeşitlerden tabağınıza azar azar alın. Büyük porsiyonlardan uzak durun.Ekmeği mümkün olduğunca az tüketmeye gayret edin. Özellikle kızarmış ekmek, tüketimi gereği miktar olarak daha fazla yenmektedir.Bol bol su için, sizi tok tutacaktır.Yemeğe çorba ile başlayın, salata ile devam edin.Cacık, yoğurt gibi kalorisi düşük ama sizi tok tutacak yiyecekleri tercih edin.

  • Uygulanması gereken bir başka önemli nokta, normal öğününüzde almanız gerekenden daha çok kalori aldıysanız bunu dengeleyebilmektir. Bu sebeple, ucunu kaçırdığınız günü telafi etmek adına o günün akşamı ve ertesi günün öğlenini çorba, salata, zeytinyağlı, yoğurt, meyve gibi hafif yiyecekler yiyerek geçirip, fazlalıkları dengelemeye çalışabilirsiniz.
  • Tatlı tüketiminiz haftada en fazla 2-3 porsiyon olmalı ve dondurma veya sütlü tatlılar gibi düşük kalorili, hafif çeşitleri içermelidir. Eğer tercihinizi şerbetli, ağır tatlılardan yana kullanacaksanız bu durumda haftada bir porsiyonu aşmamaya gayret ediniz.
  • Her zaman olduğu gibi yürüyüş çok önemli. Günde 30-40 dakika tempolu yürüyüşü hayat tarzınız olarak benimsemeye çalışın.

Kaynak: Sağlıklı ve güzel yaşam

28Şub/100

Bebeklerde diş gelişimi

www.bebekgelisimi.biz…Bebeklerde diş gelişimi, bebeklerde diş çıkarma, bebek diş gelişimi, çocuklarda diş gelişimi, çocuk diş…

DİŞLER NE ZAMAN ÇIKAR?
Ortalama olarak ilk diş 7. ay ortalarında belirir.Ancak bazan ilk diş üçüncü ayda erkenden ortaya çıkarken, bazan da on ikinci ay, hatta sonrasına sarkabilir. Dişlerin çıkışı genellikle kalıtsal düzene uyar, yani sizin veya eşinizin dişleri [...]

Kaynak: Bebek Gelişimi , Bebek Beslenmesi , Aylık Bebek Gelişimi , Bebek Sağlığı, Bebek Bakımı,| BebekGelişimi.Biz

28Şub/100

Allık

Allık, yüze mutlu bir görünüm verir ve cilde canlılık kazandırır.
Göz ve dudaklar arasındaki renk dengesini koruduğu için seçtiğiniz rengin ruj renginizle uyumuna özen gösterin.

Gülümseyin ve allığı yanağınızın en yüksek noktasına sürün.

Yoğun görünmemesi, ayrı bir bölüm gibi durmaması için rengi azar azar ve fırçadaki fazlalıkları üfleyerek uygulayın.

Yüzün dışına doğru, dairesel ve hafif hareketlerle uygulamayı sürdürün

Görünümde bütünlük sağlamak için, fırçanızı burun ucu, çene ve alnınıza da hafifçe dokundurun.

Renginiz çok koyu veya yoğun kaçtıysa ten renginizden daha açık bir pudra ile yoğunluğu azaltın.

Bunlar İlginizi çekebilir

Kaynak: Cilt bakımı | Bitkisel cilt bakımı | Cilt bakımı maskeleri

Etiketler: Yorum yok
28Şub/100

YAŞLILARA KARŞI NASIL DAVRANMALIYIZ




Hepimiz bir gün yaşlanacağımızı düşünürsek her bir yaşlıda kendi geleceğimizi görerek bize nasıl davranılması gerektiğini düşünüyorsak çevremizdeki yaşlılara da öyle davranmalıyız.
Onları saygıyla karşılamalı gönüllerini hoşnut etmeliyiz. Yaşlıların bilgelik yönlerinden faydalanmalı hayat tecrübelerini öğrenmeye çalışmalıyız.
Yaşlılarımıza sağlayacağımız en önemli konfor: şefkat nezaket anlayış…Yaşlı kimse dış dünya ile yaşamsal ilişkilerini sürdürebilirse çevresinden olumsuz tepkiler değil de destek görürse yaşadığı tüm kayıpları daha kolay tolere edecektir ve daha verimli olacaktır.
Yaşlıların yeri kesinlikle huzurevleri değildir. Onlar ailenin ışığı olarak sıcacık bir yuva için mutlaka çocuklarıyla beraber yaşamak durumdadırlar. Yaşlılar hem varlıklarıyla insana huzur ve hem de düşünceleriyle yol göstericidirler.
Yaşlılarımızın bizden istedikleri onlara karşı edepli olmak sadakatli bir şekilde ömür boyu çektikleri zahmetlerinfedakârlıkların gösterdikleri şefkatlerin değerini bilmek ve aile içinde onlara saygı gösterip ikramda bulunmaktır. Onlara ilgi göstermek kalplerini kırmamak ve tavsiye ettikleri şeylere özen göstermektir.
Yaşlılara genelde saygılı davranılır. Eğer yaşlı kişiler anne ve baba olursa sorumluluk ağırlaşır ve iki katına çıkar. Kuran’ı kerim insanı yaşlı anne ve babaya bağırmaktan ve sert davranmaktan menediyor aksine onlarla güzel konuşmayıyumuşak davranmağı ve alçak gönüllü olmağı haklarında hayırlı olanı istemeği ve onlar için dua etmeğe davet ediyor. Allah(c.c.)’in Kuran’daki emri şöyledir: Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa kendilerine “Of!”bile deme; onları azarlama. İkisine de güzel söz söyle.(İsra /23) Onlara rahmet şefkat ve alçak gönüllülük kanatlarını aç ve deki: Rabbim! Küçüklüğümde beni nasıl yetiştirdilerse sende onlara rahmet et.

Kaynak: Sağlıklı ve güzel yaşam

28Şub/100

HANGİ BESİNLER FAYDALI HANGİ BESİNLER ZARARLI ?

Tükettiğimiz besinlerin, neredeyse hepsi katkı maddeli. Özellikle de hazır gıodaların. Tamamından vazgeçin demiyoruz. Ama biraz dikkat etmekte de sağlık açısından oldukça fayda var. Sadece, beslenme alışkanlığında, biraz değişiklik yapmak, daha sağlıklı olmanın ilk adımı. Peki, hani besinleri tüketmeli, hangilerinden uzak durmalı?

BU BESİNLERİ TÜKETMEK ÇOK SAĞLIKLI
ET : Haftada 200 gr dan fazla tüketile et, sağlığa zararlıdır. Eğer, et seviyorsanız, tercihinizi, yağsız, kuzu ve dana etinden yana kullanabilirsiniz
KÜMES HAYVANLARI : Kümes hayvanlarını tercih ediyorsanız, derisinden uzak durmanız yeterli olacaktır. Çünkü, deri kolesterolü yükseltir.
MEYVE-SEBZE : Gün içerisinde tüketilecek olan 2 porsiyon meyve ve sebze, hayatınızda, olumlu değişikliklere sebep olacaktır.
SALATA : Sabah kahvaltılarında doates, salatalık ve yeşil sebzeler tüketmek ve gün içerisinde, yemeklerden önce, bir porsiyon salata yemeke, mucizeler yaratacaktır. Salatanızın içerisine,2 kaşık zeytinyağı ilave etmeyi unutmayın.
FINDIK-BADEM CEVİZ : Günde, 5 er adet tüketilecek fındık ceviz ve badem, inanılmaz olumlu sonuçlar veriri.
BU BESİNLERİ HAYATINIZDAN ÇIKARIN :
ABUR CUBUR : Atıştırmalık olarak tabir edilen, şeker cips, bisküvi gibi besinler, sağlığınızı kaybetminize sebep olur.
HAYVANSAL YAĞLAR: Damar tıkanıklığının baş sebebi olan hayvansal yağlarda uzak durup, daha sağlıklı olan, soya yağı, zeytinyağı veya ayçiçek yağı tüketmelisiniz.
ŞEKER : Şeker tüketmek yerine, şeker yerine geçecek başka besinlere yönelin. Bal iyi bir seçim olacaktır.
MEŞRUBATLAR : Asitli içecekleri, hayatınızdan çıkarın. Bunun yerine, suu tercih etmek iyi olacaktır.
MEYVE SUYU : Meyve suyunu seviyorsanız, son dönemlerde çıkan %100 doğal ve şekersiz olanlarını tercih edin.
KAHVE : Kahveyi azaltmak, bel çevresinin genişlemesini en gellemenin, en kısa yoludur. NİŞASTA : Nişasta içeren besinlerden, makarna, patates ve pirinç belirli ölçülerde yenebilir.Bunların dışında,yer elması, yulaf ezmesi, fasulye ve mercimek tüketebilirsiniz.
UNLU MAMÜLLER: Beyaz ekmeğin zaralı olduğu artık bilinen bir gerçek. Beyaz ekmek yerine, kepekli, çavdar veya doygun ekmekleri tercih etmelisiniz. Hamur ,işlerinden uzak durmanızı söylemeye gerek yok sanırım.

Bunlar İlginizi çekebilir

Kaynak: Cilt bakımı | Bitkisel cilt bakımı | Cilt bakımı maskeleri

28Şub/100

Şampuan seçimi nasıl yapılmalı



Herkes gibi sizlerde saçlarınızın ışıl ışıl ve bakımlı olmasını isteyenlerdensiniz değil mi ? O zaman bu bilgiler sizin için çok değerli,

Şampuanın köpürme miktarı içinde kullanılan köpürtücü maddelere ve kullanılan suyun sıcaklığına bağlıdır.Ayrıca saç ne kadar kirliyse,şampuan o kadar az köpürür.Su ne kadar sert ve kireçliyse,o kadar fazla şampuan kullanmak gerekir.Köpürme,şampuanın çok fazla temizlediği anlamına gelmez.Ayrıca şampuan işlemini uyguladıktan sonra,saçın çok iyi durulanması gerekir.Krem işlemini uygularken,kullandığımız saç kremi herhangi bir bakım özelliği taşımıyorsa saç derisine temas etmeyecek şekilde sadece uç kısımlara uygulanabilir.
SABUNUN SAÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Saçı yıkarken kesinlikle sabun kullanılmamalıdır.Çünkü sabun saç tellerinin kurumasına ve üstündeki küçük canlı hücrelerin ayrılmasına neden olur.Saç derisinin asit seviyesi ciltten daha fazla asit içerir.Bu nedenle bazik özellikli sabun saç için kesinlikle tavsiye edilmez.
SAÇLARI SÜREKLİ TOPLAMAK SAÇA NE GİBİ ZARARLAR VEREBİLİR?
Bayanlar saçlarını neden toplarlar biliyor musunuz? Çünkü artık saçın yıkanma zamanı gelmiştir.Bu durum saça çok zarar verir.Özellikle sıkı tokalarla toplamak,saç teli hücrelerinin sıkışmasına yol açar ve saçlar kırılır. Hanımlar saçlarını çok gergin bir şekilde topluyorsa belli bir zaman sonra alında ve şakaklarda saç dökülmesi sorunuyla karşılaşabiliyorlar.Saçları genelde toplamak yerine,açık bırakarak saç telleri hücreleri ve deri hücrelerinin hava almasını sağlamak gerekir.
TARAK VE SAÇ FIRÇASI SEÇİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
Herhangi bir saç fırçası veya tarağa baktığımız zaman kılların arasında ek yerleri olduğunu görürüz.Bu ek yerleri saç tellerinin zarar görmesine neden olur.Ayrıca bazı saç fırçalarının kıllarındaki veya tarakların dişlerindeki pürüzler uzun süreli kullanımla kaybolur.Ancak bu arada saça oldukça zarar verir.Bu nedenle tek parçadan imal edilmiş taraklar tercih edilmelidir.Saç fırçası alırken kıllarını inceleyin.Kılların üzerinde hiçbir pürüz olmamasına dikkat edin.Tarakların dişleri de mümkün olduğunca geniş olmalıdır.Saçınızı tararken nemli veya ıslak olasına dikkat edin. Saç kuruyken taranırsa saç kırılır ve zaman içinde kurumasına neden olur.
Yüz derisinde olduğu gibi kafa derisinde ve saçlarda, bünye özelliklerine göre değişiklikler söz konusudur. Hemen hemen her iki kişiden birinin kafa derisindeki yağ bezleri normalden fazla yağ üretir. Sonuç, yağlı saçlar! Yüzünün derisi yağlı olanların genellikle kafa derisi de yağlıdır. Herkesin kafa derisinde kepeklenme olur; derinin kendini yenilemesinin bir sonucudur bu durum. Altında yeni deri oluştuğunda, eski deri canlılığını yitirir ve kepek halini alır. Bu kepeklenme ise, iki durumda problem haline gelir: Derinin fazla yağ üretimi nedeniyle kepekler bir kabuk gibi kafa derisine yapışır. Bu durumda saçların dip tarafı yağlı, öteki kısımları ise kurudur. Yağ bezlerinin az yağ üretmesi durumunda ise, kafa derisi kuru olduğu için kepekler etrafa uçuşur. Bu durumda, saçlar da genellikle cansız ve kırılgan olur.
-Yağ şampuanı, kuru saçlar için
2 yemek kaşığı dolusu, susam yağı, bademyağı veya ayçiçeği yağı ve 3-4 yemek kaşığı dolusu nohut unu hazırlanır. Saçlar yıkanmadan önce, seçilen yağ ile masaj yapılır. Sonra, artan yağ ile nohut unu, belki biraz da sıcak su eklenerek, akışkan bir lapa haline getirilir. Bu lapa ile saçlar şampuanlanır ve iyice durulanır.
-Lavanta şampuanı, tüm saç tipleri için
100 ml hazır bitkisel şampuana 4 damla lavanta ve 4 damla ökaliptus yağı eklenir ve çok iyi karıştırılır.
-Limon şampuanı, yağlı saçlar için
5 yemek kaşığı dolusu ince kıyılmış ısırganotu yaprağı yarım litre soğuk suya eklenir, kaynama derecesine kadar ısıtılır, 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Bu arada, 1 limonun suyu sıkılır. Ayrıca 2 yumurta sarısı çalkalanır. Limon suyu, yumurta sarısı, 5 damla limon yağı ve 1 tatlı kaşığı dolusu hazır bitkisel şampuan, ısırganotu çayına eklenerek karıştırılır. Saçlar bu şampuanla yıkanır ve iyice durulanır.
Yağ friksiyonları
Yağ friksiyonları her saç tipi için yararlıdır, ama özellikle hırpalanmış ve kuru saçlar, uçlarına kadar bu bakımdan yararlanırlar. Şifalı bitki çayları ile birlikte de kullanılabilen değerli bitki yağları, saçlara canlılık, esneklik ve parlaklık kazandırır, zararlı çevresel etkilerden korur, perma, çok sıcak fön çekme ve sürekli boyanın olumsuz etkilerine karşı dayanıklılık kazandırır.
-Yağ friksiyonu, kuru ve hırpalanmış saçlar için
25 ml bademyağı(veya kabak çekirdeği yağı) ve 25 ml zeytinyağı karıştırılır ve saçlara friksiyon yapılır. Daha sonra saçlar bir havlu ile örtülerek, birkaç saat veya gece boyunca etkilemeye bırakılır.
-Etkili yağ kürü, çok hırpalanmış saçlar için
40 ml hintyağı ve 20 ml soya yağı bir cam şişede veya kavanozda iyice karıştırılır. 2’şer tatlı kaşığı dolusu ısırganotu, biberiye ve kekik eklenir. Çok iyi çalkalanarak 2 gün bekletildikten sonra süzülür. Bu yağ saçlara emdirilir ve 40 dakika etkilemeye bırakılır.
-Yağ friksiyonu, yapısal zarar görmüş saçlar için(örneğin, boya veya perma sırasında)
40 ml tatlı badem yağı ve 20 ml hintyağı karıştırılarak saçlara ve özellikle de saç uçlarına iyice yedirilir. Bir saat süreyle etkilemeye bırakılır.
-Yağ friksiyonu, kepeğe karşı
10 damla ökaliptus yağı, 15 damla biberiye yağı ve 50 ml jojoba yağı, sıcak su banyosunda ısıtılarak iyice karıştırılır ve kafa derisine ve saçlara yedirilir.
-Yağ friksiyonu, yağlı saçlar için
12 damla bergamot yağı(turunç kabuğu yağı), 13 damla lavanta yağı ve 50 ml jojoba yağı, sıcak su banyosunda ısıtılarak iyice karıştırılır ve saçlara yedirilir.
Durulama suları – Hızlı ve etkili
Yıkamadan sonraki durulama suları, özellikle yağlı ve kepekli saçlarda mucizeler yaratabilir. Kuru veya kaşıntılı kafa derisi de, bitkisel katkılı durulamalarla veya elma sirkesi ile rahatlatılabilir. Durulamalar, yıkanmadan sonra uygulanır ve saçlar artık başka bir biçimde yıkanmaz.
-Sirke durulaması, parlaklık ve esneklik kazandırmak için
1 yemek kaşığı elma sirkesi ve 5 damla hintyağı, 1-2 litre sıcak suya karıştırılır. Saçlar bu suyla durulanır ve kafa derisine masaj yapılır.
-Limon durulaması, yağlı saçlar için
1 limonun ince rendelenmiş kabuğu ve 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış ıhlamur, yarım litre suya eklenir ve kaynama derecesine kadar ısıtıldıktan sonra 10 dakika demlenmeye bırakılır ve süzülür. 8 limonun suyu ile birlikte, hepsi bir şişeye veya kavanoza aktarılır ve çalkalanarak 2 gün bekletilir. Saçlar yıkandıktan sonra, 1 litre ılık durulama suyuna, şişedeki sıvının 1/8 bölümü eklenir.
-Isırganotu durulaması, kafa derisi kaşıntısına karşı
¼ litre elma sirkesi kaynama derecesine kadar ısıtılır(ama kaynatılmaz) ve içine 1 avuç dolusu ısırganotu yaprağı eklenir. 15 dakika demlendikten sonra süzülür, saçlar durulanır ve kafa derisine masaj yapılır.
-Bitki durulaması, kepeğe karşı
2 bardak dolusu kaynar derecedeki suya 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış hindiba çiçeği(sarı saçlara), veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış ısırganotu yaprağı(kumraldan esmere kadar) eklenir ve soğuyana kadar demlenmeye bırakılır. Sonra süzülür, saçlar durulanırken, kafa derisine de hafif masaj yapılır.
-Saç dökülmesine karşı etkili bir reçete
3-4 hafta boyunca her gün, 1 avuç dolusu ince kıyılmış ısırganotu kökü 8-10 saat boyunca 1-2 litre suda bekletilir, sonra 3-4 avuç ısırganotu yaprağı eklenir, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve 10 dakika boyunca, üstü kapalı olarak demlenmeye bırakılır ve süzülür. Bu suyla kafa derisi ve saçlar 5 dakika boyunca yıkanır ve kafa derisine masaj yapılır. Ama her yıkamadan önce, kafa derisine, İsveç Şurubu ve ısırganotu tentürü ile dönüşümlü olarak friksiyonlar yapılır. Daha ilk haftada saç dökülmesi durur ve tedavi süresinin sonuna doğru yeni saçlar çıkmaya başlar. Daha sonra bu tedavi 3-4 günde bir uygulanırsa, saç dökülmesi uzun vadede önlenmiş olur ve saçlar, esneklik ve parlaklık kazanarak, sağlıklı bir görünüme de sahip olurlar. Bu tedavi, kepeklenmeye karşı da çok etkilidir.
Rahatlatıcı Banyolar
Stres ve gerginlik, bedensel ve ruhsal boyutta rahatsızlıklara yol açtığı gibi, kişinin dış görünümünü de olumsuz etkiler. Banyoların rahatlatıcı etkisini hepimiz çok iyi biliriz. Problemler ve stres, sıcak su tarafından, bedenden sökülüp atılırlar. Kaslar gevşer, sinir sistemi ve kan dolaşımı olumlu etkilenir. Yatmadan önce alınan bir tam banyo, en etkili uyku ilacıdır. Bir soğuk algınlığı başlangıcında alınan, eterli yağlar veya bitki katkısı içeren bir banyo çok yararlı olabilir. Ama, gerekli katkılarla hazırlanan bir tam banyonun, deri için en etkili güzellik ilacı olabileceği de unutulmamalıdır.
Bitkisel yağlar veya süt ürünleri eklenen banyolar, derinin koruyucu örtüsünü güçlendirdikleri için, deri kuruluğunu karşı da uzun süre etkili olabilirler. Bu nedenle, banyodan sonra derinin kremlenmesine gerek kalmaz. Şifalı bitki katkılarıyla hazırlanan banyolar, yağlı ve sivilceli deri için çok basit ama etkili bir tedavi anlamı da taşırlar. Banyo sonrasında deriye bir nemlendirici sürülmesi uygun olur. Değerli maddeler içeren banyo katkılarının etkinliklerine zarar vermemek için, banyo suyunun çok sıcak olmaması gerekir(37 derece).
*Bir tam banyoyu, haftada 1-2 kereden fazla almayın.
*Önceden ağır yemekler yemeyin ve banyo suyunun 37 dereceden sıcak olmamasına dikkat edin; her iki durum da, kan dolaşımını olumsuz etkileyecektir.
*İdeal banyo süresi 15-20 dakikadır; fazlası deriyi ve kan dolaşımını olumsuz etkileyebilir.
*Banyo sonrasında, yatakta kısa bir dinlenme çok rahatlatıcı olabilir.
-Ökaliptus yağı banyosu, sivilceli deri için
Banyo suyunu doldurmaya başlayın ve su bir karış kadar yükseldiğinde, biraz kremanın veya sütün içine karıştırdığınız 5 damla ökaliptus yağını suya ekleyin. Bu katkının eşit oranda dağılabilmesi için, küveti duş süzgecinden akan suyla doldurun.
-Şifalı bitki banyoları
Deriniz yağlıysa 150g mayıs papatyası veya civanperçemi, deriniz sivilceliyse 150g kuru nane veya atkuyruğu kullanın. Bitkiler 1 litre kaynar suyla haşlanır ve soğuyana kadar demlendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir.
-Ebegümeci banyosu, iltihaplı, sivilceli deri için
50g kurutulmuş veya 100g taze ebegümeci çiçeği ve yaprağı ince kıyılmış olarak, kaynar derecedeki 2 litre suyla haşlanır, soğuyana kadar demlenmeye bırakılır, süzülür ve banyo suyuna eklenir. Kan dolaşımını hızlandırmak için banyodan sonra beden, orta sertlikte bir fırça ile fırçalanır.
-Elma sirkesi banyosu, yağlı cilt için
¼ litre elma sirkesi banyo suyuna eklenir. Banyodan sonra duş alınmaz, sirkeli su derinin üstünde kurumalıdır. Daha sonra, yağlı olmayan bir nemlendirici beden losyonu uygulanır. Banyo suyuna eklenen 8 damla lavanta yağı, antiseptik etkiyi arttırır ve ruhsal açıdan dengeleyici ve yatıştırıcı etki yapar.
-Lavanta yağı banyosu
¼ litre elma sirkesi(yağlı deriye karşı) veya ¼ litre krema(normal, kuru veya karışık deri için), 8 damla lavanta yağı ile iyice karıştırılır, banyo suyuna eklenir ve su da iyice karıştırılır. Krema-lavanta banyosundan sonra ılık duş alınır. Elma sirkesi-lavanta banyosundan sonra duş alınmaz ve kurulanılmaz.
-Yağsız süt banyosu, kuru ve duyarlı deri için
Yağı alınmış 2 litre süt banyo suyuna eklenirken, su iyice karıştırılır. Banyodan sonra ılık bir duş alınır ve hafifçe kurulanılır. Eğer deriye banyodan önce 2 yemek kaşığı dolusu zeytinyağı yedirilirse, süt banyosu kuru deri için çok daha etkili olur. Banyo suyuna eklenen 1 bardak aynısafa çayı da deriyi ayrıca yatıştırır.
-Yağ-süt banyosu, kuru deri için
1 bardak ılık süt ve bir yemek kaşığı zeytinyağı, kapalı bir kavanozda iyice çalkalandıktan sonra banyo suyuna eklenir. Banyodan sonra sıcak duş alınır ve hafifçe kurulanılır.
-Yağ banyosu, kuru deri için
50 ml bademyağı veya zeytinyağı sıcak banyo suyuna eklenir ve iyice karıştırılır. Banyodan sonra, cildin üstünde kalan su elle sıyrılır ve kalan hafif yağ filmi masajla yedirilir.
-Süt-bal banyosu, kırışıklara karşı
2 bardak ılık sütte 2 yemek kaşığı dolusu bal iyice eritilir, 1 tatlı kaşığı badem yağı eklenir ve kapalı bir kavanozda iyice çalkalandıktan sonra banyo suyuna eklenir ve banyo suyu da karıştırılır. Banyodan sonra sıcak duş alınır ve hafifçe kurulanılır.
-Bal-süt-tuz banyosu, kuru ve olgun deri için
Banyo küveti doldurulurken 100g deniz tuzu serpiştirilir. Bu arada 1 litre sıcak sütte 250g çiçek balı eritilir ve banyo suyuna eklenir. Banyo suyu iyice karıştırılır. Banyodan sonra sıcak duş alınır ve hafifçe kurulanılır.
-Oğulotu(melisa)-Aynısafa çiçeği banyosu, deriyi yatıştırıcı
3’er yemek kaşığı dolusu ince kıyılmış kuru bitki, kaynama derecesinde sıcak 1 litre suda haşlanır, üstü kapalı olarak 15 dakika demlendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir. Banyodan sonra sıcak duş alınır.

Kaynak: Sağlıklı ve güzel yaşam

28Şub/100

Epizyotomi

Doğum esnasında annenin vajina ve perine bölgesinde meydana gelecek kontrolsüz yırtılmaları önlemek, doğum sonrası mesane ve barsaklardaki sarkmalara engel olmak ve bebeğin başını rahatlatmak için yapılan kesidir. Hastanın durumuna göre orta hat üzerinde (median) ya da yana doğru (mediolateral) olarak yapılabilir. Epizyotomi yaygın olarak uygulanmasına rağmen anlatılan amaçların sağlanıp sağlanmadığı ...

Kaynak: Kadin Sagligi, Cinsel Saglik, Saglikli Yasam

Etiketler: Yorum yok
28Şub/100

Gebelik Testleri

Hamile olup olmadığınızı en erken anlamanın yolu gebelik testi yaptırmaktır.

4 günlük döllenmiş yumurta, insan koryon gonadotropini (hCG) denilen bir hormon salgılamaya başlar. Bu hormon vücut suyunda vücudun dokularına yayılır. Başlangıçta kanda bulunabilir, kısa bir süre sonra ise idrarda teşhis edilebilir.

Gebelik testlerinin çoğu, kan örneğinden daha kolay alınan idrar örneği ile ...

Kaynak: Kadin Sagligi, Cinsel Saglik, Saglikli Yasam

Etiketler: , Yorum yok
28Şub/100

10 Adımda Manikür

Eski ojeyi çıkartın. Bunun için bir pamuğa oje çıkartıcı döküp tırnağınızın üstünde 1 dakika bekletebilirsiniz. Ojeyi çıkartırken pamuğu tırnak üstünde ovuşturmak yerine, sert hareketlerle tırnak etlerine bulaştırmadan yapmaya dikkat edin.

Törpü ile tırnaklarınıza şekil verin. Gerekirse önce makasla kesin daha sonra törpü ile düzeltin. Kenardan ortaya ve ortadan kenara doğru yumuşak hareketlerle törpüleyin. Sert davranmayın.

Tırnak etlerinizi kremle yumuşatıp, ılık suda bekletiniz. Suya daha iyi temizlemesi için sabun, limon suyu yada zeytin yağı katabilirisiniz.

Tırnak eti eriticisi bir ürün kullanarak tırnak etlerinizi yok edin ve kalan kısmını yumuşakça geri itin. (Tırnak etlerinizi kesmeyin- bu enfensiyona neden olabilir)

Ellerinizi ılık suyla yıkayın.

Kalmış olabilicek yağlı kalıntılıarı da yok etmek için gerekirse tekrar oje çıkartıcısıyla tırnaklarınızı silin.

İnce bir kat oje sürüp kurumasını bekleyin. Ojeyi ortadan başlayarak sürün.

İkinci kat ojeyi de sürüp kurumasını bekleyin.

Daha sonra ojelerin çatlamasını önleyen koruyucu oje sürün.

Ojelerinizin daha dayanıklı olmasını ve parlaklığını korumasını istiyorsanız, kolonya, limon, parfüm gibi çözücü maddeler içeren şeylere temas etmekten kaçınınız

Bunlar İlginizi çekebilir

Kaynak: Cilt bakımı | Bitkisel cilt bakımı | Cilt bakımı maskeleri

Etiketler: , Yorum yok
Sağlık Bilgileri

Powered by Yahoo! Answers