Sağlık, Diyet,Domuz Gribi, Sağlıklı Hayat Blog'u

11Mar/100

Zayıflama ilaçlarına dikkat!

Uzakdoğu’dan gelen zayıflama tabletlerinin içinde tiroit bezi ekstrelerine, kalp krizine yol açabilen sibutramin maddesine, ölüme yol açtığı için ABD’de yasaklanan amfetamine rastlandı.

dikkat--546307" src="http://www.saglikekibi.com/can/resim/zayiflama-ilaclarina-dikkat-546307-300x180.jpg" alt="" width="300" height="180" />

Farmakognozi ve Fitoterapi Derneği üyesi ve Mikro-Gen Ar-Ge Direktörü Dr. Özgür Göknel, Uzakdoğu’dan gelen zayıflama tabletlerinin içinde tiroit bezi ekstrelerine, kalp krizine yol açabilen sibutramin maddesine, ölüme yol açtığı için ABD’de yasaklanan amfetamine rastlandığını söyledi.

Göknel, yaptığı açıklamada, geçen haftalarda afrodizyak olarak satılan beş bitkisel tabletin Sağlık Bakanlığınca yasaklandığını, bu beş tablette de Sağlık Bakanlığı onayının olmadığını belirtti.

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) onayının, Sağlık Bakanlığı onayı anlamına gelmediğini ve halk arasında yanlış anlaşılan bu durumun hayli suiistimal edildiğini belirten Göknel, Türkiye’de başta bitkisel afrodiziyak olmak üzere birçok alanda Sağlık Bakanlığından onaylı bitkisel tabletlerin de bulunduğunu ifade etti.

Amerika’dan ithal edilen gıda takviyesi ürünlerinin tanıtım broşürlerinde “FDA’dan onaylıdır” ibaresinin yer aldığını, bu ibarelerin yalnızca bir aldatmaca olduğunu savunan Göknel, şunları kaydetti: “FDA, gıda olarak kabul ettiği ve mutlak koşulda hiçbir yan etki, toksisite oluşturmayarak bütünüyle güvenli maddelerin listelerini yayınlar ve üretici firmalar pazara çıkaracakları ürünün içeriğini FDA’ya internet üstünden iletir iletmez pazara gıda takviyesi olarak verir. FDA, bunların vücuttaki toksisite dışında hiçbir etkisi ile ilgilenmez yani bir ilaçtaki gibi araştırmaz ve incelemez. Çünkü bu ürünlerin ekmek, meyve suyu ya da bisküviden bir farkı yoktur. Ülkemiz ve pek çok Avrupa Birliği (AB) ülkesi için de bu aynı şekildedir. Ancak AB ülkelerinde, İngiltere’de ve Türkiye’de bitkisel preparatlar Sağlık

Bakanlığından da izin alabilmektedir.

Ancak bu oldukça güç, zor ve zahmetli bir prosedürdür ve hem ileri teknoloji hem de yüksek bir bilimsel yeterlilik gerektirir. Örneğin deve dikeni, karaciğer hastalıklarında ilaç olarak kullanılan çok faydalı doğal bir bitkidir. Deve dikeni ekstresinden yapılan tabletler, eczanelerde bol miktarda bulunmaktadır. Ancak bunlardan biri hariç diğerleri gıda takviyesidir. İlaç üretim prosedürüne göre üretilmemektedir.”

-SAĞLIK BAKANLIĞI ONAYININ ÖNEMİ-

Göknel, Sağlık Bakanlığından bitkisel tabletler için onay alırken bu farmasötiklerin ne için kullanılacağı, hangi hastalıkların tedavisinde etkili olacağı, ne süre kullanılabileceği, yan etkileri var ise toksisitesine ait bilgilerin Sağlık Bakanlığı ile üretici firmanın birlikte çalışması sonucu ortaya çıkan kullanım kılavuzlarında belirtildiğini söyledi.

Tüketicilerin bir hastalık durumunu ya da tıbbi bir şikayetlerini gidermek için mutlak koşullarda Sağlık Bakanlığı izinli preparatları kullanmak zorunda olduklarını vurgulayan Göknel, ancak vücuda katkı sağlayacak, vücut geliştirecek ürünleri ya da form ve enerji içeceklerinde Türk Kamu İşletmeleri Birliği (TKİB) izinli olanların kullanılabileceğini ifade etti.

Göknel, zayıflama tabletlerinin günümüzde en çok suiistimal edilen durum olduğunu söyledi. İthalat yapan pek çok firmanın birtakım bitkisel gıda takviyelerini “zayıflatır” sloganı ile ya da bunu net bir şekilde ifade edemese de “kilo kaybı sağlar” gibi cümlelerle pazarladığına dikkati çeken Göknel, “Zayıflama vücuttan doku kaybıdır. Hiçbir doğal ya da bitkisel madde, çok hızlı bir şekilde kilo kaybı oluşturamaz. Eğer böyle bir kayıp sağlıyorlarsa o zaman o kayıp böbreklerden, karaciğerden ya da diğer önemli organlardan da olabilir. Bunun olmayacağını kimse garanti edemez” diye konuştu.

-UZAKDOĞU’DAN GELEN ZAYIFLAMA ÜRÜNLERİ-

Uzakdoğu’dan gelen zayıflama ürünlerinin ölüme yol açabildiğine dikkati çeken Göknel, “Birkaç ay önce medyada gördüğümüz haberlerdeki kırmızıbiber hapının ölüme yol açması buna bir örnek teşkil etmektedir” dedi. Hongkong’da yapılan bir çalışmada, bitkisel ve doğal diye satılan zayıflama tabletleri içinde bulunan bileşiklerin, çok özel metotlar kullanılarak araştırıldığını anlatan Göknel, şöyle konuştu:

“Uzakdoğu’dan gelen tabletlerin içinde tiroid bezi ekstrelerine, sadece doktor kontrolünde kullanılmasına izin verilen ve kalp krizine yol açabilen ve bu nedenle tüm Avrupa’da ve daha sonra da ülkemizde eczanelerden satışı yasaklanan sibutramin maddesine ya da bunun türevi olan n-desmetilsibutramin ve n-bisdesmetilsibutramin maddelerine, ölüme yol açtığı için ABD’de yasaklanan amfetamin ve bunun türevleri metamfetamine rastlanmıştır. Ayrıca karaciğeri bozan n-nitrosofenfluramin, fluramine de görülmüştür.

Bu maddeler kalp krizi ve karaciğer, böbrek yetmezliği gibi ölüme yol açan pek çok toksisiteye neden olmaktadır ve işin çok daha kötü yanı bu maddeler, laboratuvarlarda saptanamayabilmektedir. Bunların varlığının gösterilmesi için çok mükemmel teknoloji kullanan laboratuvarlara, çok iyi yetişmiş teknik personele ve bu konuda uzmanlaşmış olmaya ihtiyaç vardır. Yani kırmızıbiber hapının içinde bu maddeler olsa bile bunlar saptanamayabilirler.”

-TÜRKİYE’DEKİ DURUM-

Göknel, Türkiye’de bir kaç tane Sağlık Bakanlığı onaylı obezite ve obeziteye bağlı ortaya çıkan metabolik sendrom tedavisinde kullanılacak ya da doğrudan zayıflatan bitkisel preparat (Exodex Tablet–Activin T Tablet) bulunduğunu belirtti.

Bu preparatların, Sağlık Bakanlığı onaylı kullanım kılavuzlarında ne için kullanıldığının net bir şekilde yazdığını ifade eden Göknel, “Sentetik

kimyasalları içeren zayıflama haplarının ise çok yakın doktor kontrolü olmadan kullanılması yasaktır. Dahası, artık sentetik bir kimyasal olan sibutramin ihtiva eden zayıflama ilacı yasaklanmıştır. Tablet ya da kapsül formunda olan ve haftada iki üç verdiren ya da verdirdiği söylenen, eskilerin tabiri ile davul tozu minare gölgesi gibi sekiz dokuz bitkisel maddeyi birden içeren ve Sağlık Bakanlığı onayı olmayan tablet ya da kapsüller, aslında hastalıklara ya da ölüme yol açabilecek sorunlara davetiye çıkarmaktadır” diye konuştu.

Kilo vermenin zor, zahmetli ve yorucu olduğuna dikkati çeken Göknel, “Özellikle diyete çok dikkat etmek, olabildiğince egzersiz yapmak mutlak gereklidir. Sağlık Bakanlığı izni olan yeşil çay kafein tabletleri ya da üzüm çekirdeği ekstresi krom tabletleri, kilo kaybını, sağlığı koruyarak sağlayabilecek yegane seçeneklerdir” dedi.

Kaynak: Sağlık Ekibi Hastalık Bilgileri

11Mar/100

Öğün atlamak vücuda zararlı

193 150x150 Öğün atlamak <a href=vücuda zararlı" width="150" height="150" title="Öğün atlamak vücuda zararlı" />

Uzmanlar, insan vücudunun her gün binlerce olumsuz dış etkiye karşı kendini korumak için mücadele ettiğini belirterek, işlenmiş gıdalar, hava kirliliği, stres gibi nedenlerle bünyeye giren ve tıp dilinde serbest bileşenler olarak ifade edilen bu maddelere karşı antioksidanlar yoluyla dirençli olmanın en pratik yolunun dengeli ve düzenli beslenmeden geçtiğini belirtti.Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Semih Ötleş, yeterli antioksidan alımı için düzenli ve dengeli beslenmenin önemli olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ötleş, “İyi ya da kötü gıda diye bir şey yok, ancak günlük beslenme düzenimizle vücudun ihtiyacı olan A -D -E -K -B -B1 -B6 -B12 gibi vitaminler ile demir, kalsiyum, çinko, protein ve karbonhidratları almamız gerekmektedir. Antioksidan maddeler meyve, sebze ve baharat gibi gıdaların tüketilmesiyle vücuda alınmaktadır. Özellikle likopenlerden domates, karpuz, greyfurt; alium grubundan sarımsak, soğan, pırasa; antosianinlerden çilek, ahududu; glikoizolatlardan lahana, karnabahar, brokoli, çok bilinen hamlifler ile flavonoitlerden portakal, greyfurt vücudun savunma mekanizması için düzenli olarak alınması gerekli besinlerden birkaçı” dedi.

Her antioksidanın vücuda etki alanının ayrı ayrı olduğunu ve birinin diğerinin yerine geçemeyeceğini belirten Prof. Dr. Ötleş, her gıdadan alacağımız antioksidanların farklı etki mekanizmaları oluşturduğunu vurguladı. Prof. Dr. Ötleş, “C vitamini suda eriyen antioksidan özelliği gösterirken, E vitamini yağda erime özelliği göstermektedir ve kanser riskini önlemektedir. Bol miktarda sebze meyve ve C vitamini alan kişilerde yemek borusu pankreas ve akciğer kanseri riskleri daha düşüktür. Yaşam tarzımızın düzenli beslenmeye engel olmasından dolayı gerekli antioksidanları dışardan takviye edebiliriz. Günlük eksikliği tamamlayıcı mı, koruyucu mu, tedavi edici mi buna karar verilerek alınması daha uygun olacaktır” diye konuştu.

Kaynak: Diyet · Zayıflama · Zayıflama Ürünleri · Sağlıklı Beslenme · Kilo Verme · Diyet Çeşitleri · Diyetler · Diyetisyen · Güzellik ve Bakım

11Mar/100

Medial Tibial Stres Sendromu (Mtss) Tanısı Belirtileri Tedavi Yöntemleri

Medial tibia stres sendromu genellikle soleus kasının tibiaya yapışma yerinde aşırı kullanmaya bağlı reaksiyon veya tibianın posteromedial kenarında tibialis poterior kasının altında periostit için kullanılan bir terimdir. Bu durum genellikle tibia stres kırığı, kronik derin posterior kompartman sendromu veya diğer yumuşak doku lezyonlarına eşlik eder. Özellikle sert zeminde uzun süre antrenman yapanlarda ve uygun spor ayakkabısı kullanmayan sporcularda daha sık görülen ve bacak alt kısmında ağrı ile seyreden bir tablodur. Derin arka kompartmanın periostunu içeren inflamatuar bir durumdur (Bkz. Kompartman Sendromu).

Tanı:

Hastanın tipik şikayeti, ota ve distal 2/3 tibianın postromedial kenarı boyunca ağrıdır. Ağrı, aktivite ile artar ve dinlenme ile azalır. Ağrının tarifi çok değişkenlik gösterir. Hafif lokal ödem ve hassasiyet bulunabilir. Ancak nörolojik veya vasküler belirtiler yoktur. Harket kısıtlılığı bulunmaz. Radyolojik incelemeler ayırıcı tanıdaki diğer lezyonları elemek için kullanılır. Röntgen, sintigrafi ve kompartman basıncı ölçümleri normaldir.

Medial Tibial Stres Sendromu (MTSS) genelde sporcularda ve daha çok koşucularda izlenen bacakta ağrı ve huzursuzluk şikayeti ile karakterizedir. 15 yaşın üstü yetişkin hastalarda görülme oranı daha sıktır. Bayanlarda kemik yapıların yapısı nedeniyle MTSS daha sık görülmektedir. Anatomik olarak, tibial kemiğin orta-1/3 distal seviyesinde ağrı ve hassasiyet izlenmektedir. Bu seviye soleus ve fleksor digitorum longus kaslarının yapıştığı alana denk gelmektedir. Etyolojisinde de, bu kasların aşırı kullanımına- traksiyona bağlı olarak, tibial kortikal yapıda enflamasyon, periostit gelişimi sözkonusudur.
Medial tibial stres sendrom(MTSS) terminolojisi ilk kez Drez tarafından kullanılmıştır. MTSS bacağın orta ve 1/3 distal seviyesinde ağrı ve huzursuzluk şikayetleri ile karakterizedir. Genelde aşırı kullanıma bağlı görülen bu hastalık, daha çok koşucularda görülmektedir. Genelde 15 yaşın üzerinde görülür. Bayanlarda görülme sıklığı erkeklere nazaran yüksektir. Bayanlarda daha sık görülme nedeni, kemik yapıların küçüklüğü ve profesyonel koşucularda izlenen amenore olduğu gösterilmiştir. Ayrıca bayanlarda stres fraktürü erkeklere oranla 12 kat fazla olmaktadır. Yapılan kadavra çalışmalarında, semptomların olduğu bölgeye yapışan kas yapıların soleus, flexor digitorum longus ve derin crurical fasya olduğu saptanmıştır. Bilindiğinin aksine tibialis posterior kasının bu sendromuda yeri olmadığı bildirilmiştir. Hastalığın etyolojisinde, soleus kasının yapıştığı tibial kemik 1/3 distal medial kısmının periostunda, traksiyona sekonder periostit gelişmektedir. Yaralanmanın mekanizması pronasyonun velositesi ile ilişkilidir. Diğer risk faktörleri varus hindfoot, genu valgum, eksternal tibial rotasyon gösterilmiştir. Aktivite düzeyinin veya sıklığının değiştirilmesi periostal değişimi tetiklemektedir.
Patolojik olarak, posteromedial tibial korteksin hipertrofisi, periostumun enflamasyonu ile karakterizedir.
Histolojik olarak, eritrosit ve diğer kan hücrelerinin artması sonucu kemik içi vasküler yapılarda konjesyon ve tromboz gelişimi, periostal reaksiyon sonrası osteoblastlarda artış ve osseoz remodeling, periostal kallus formasyonu ve kortikal hipertrofi izlenmektedir. Sürekli stresin olması sonucu artmış kemik mineralizasyonu gelişir.
Klinik olarak tibial kemiğin orta-1/3 distal seviyesinin medialinde ağrı ve hassasiyet, ekzersizle semptomların artması ve istirahette azalması ile karakterizedir. Ağrı künt ağrı tarzında ve plantar fleksiyon esnasındaki uygulanan direnç esnasında artmaktadır.
Radyolojik olarak, genelde erken evrede Magnetik Rezonans incelemelerin daha sensitiv olduğu bildirilmiştir. MRG’de T1 ağırlıklı incelemelerde derin cilt altı dokuda intermedie sinyal intensite değişikliği ve normalde hipointens izlenen kortikal yapılarda hiperintens sinyal değişikliği izlenmektedir. T2 ağırlıklı incelemelerde tibial kemikte lineer periostal ödem ve kemik yapıda hiperintens sinyal artışı karakteristik bulgulardır. Genelde sendrom farklı evrelerde saptanabileceği için 126 tarafından klasifiye edilmiştir. MTSS’in erken evrede sadece periostal ödem söz konusudur, fakat ileri evrede ince fraktür hattı izlendiği bildirilmiştir. Diğer radyoloji görüntüleme modalitesi olarak, direk grafi genelde negatif olarak bildirilmekle birlikte, bazı ileri evre vakalarda posteromedial tibial korteks hipertrofisi/ remodeling izlenmektedir. Bilgisayarlı tomografide genelde kemik yapılarda izlenen hipertrofi dışında, Gaeta ve ark. tarafından yaptığı çalışmada erken evrede MTSS’de kemik yapıda izlenen osteopeni bulgusu hastalığın tanısını koyabileceğini belirtmişler. Yüksek çözünürlü Bilgisayarlı Tomografide ince vertikal fraktür hatlarınında saptanabileceği çalışmada bildirilmiştir. Sintigrafik olarak tibial kemiğin posteromedial bölgesinde radionüklid aktivite artışı olduğu çalışmalarda bildirilmiştir
Sert zemin, ağır antrenman, kötü ayakkabı, kötü koşu tekniği (ayak parmak ucunda koşmak gibi), ayak taban anatomisindeki bozukluklar gibi nedenlerden dolayı kemik zarının iltihabi reaksiyonu ile karakterize bir durumdur. Alt bacak iç-ön bölgede yer alan tibia kemiğinin alt yarı bölgesinde ağrı en belirgin sorundur. Ayak parmakları veya ayak aşağıya doğru büküldüğünde, aktiviteler sırasında ağrı oluşur. Dinlenmek, soğuk uygulamak öncelikli yapılması gereken uygulamalardır. Yukarıda bahsedilen nedenlerin ortadan kaldırılması gerekir. Uzman bir hekimin değerlendirmeleri ışığında tedavinin şematize edilmesi gerekir.

Medial Tibial Stres Sendromu (MTSS) genelde sporcularda ve daha çok koşucularda izlenen bacakta ağrı ve huzursuzluk şikayeti ile karakterizedir. 15 yaşın üstü yetişkin hastalarda görülme oranı daha sıktır. Bayanlarda kemik yapıların yapısı nedeniyle MTSS daha sık görülmektedir. Anatomik olarak, tibial kemiğin orta-1/3 distal seviyesinde ağrı ve hassasiyet izlenmektedir. Bu seviye soleus ve fleksor digitorum longus kaslarının yapıştığı alana denk gelmektedir. Etyolojisinde de, bu kasların aşırı kullanımına- traksiyona bağlı olarak, tibial kortikal yapıda enflamasyon, periostit gelişimi sözkonusudur.

Medial tibial stres sendrom(MTSS) terminolojisi ilk kez Drez tarafından kullanılmıştır. MTSS bacağın orta ve 1/3 distal seviyesinde ağrı ve huzursuzluk şikayetleri ile karakterizedir. Genelde aşırı kullanıma bağlı görülen bu hastalık, daha çok koşucularda görülmektedir. Genelde 15 yaşın üzerinde görülür. Bayanlarda görülme sıklığı erkeklere nazaran yüksektir. Bayanlarda daha sık görülme nedeni, kemik yapıların küçüklüğü ve profesyonel koşucularda izlenen amenore olduğu gösterilmiştir. Ayrıca bayanlarda stres fraktürü erkeklere oranla 12 kat fazla olmaktadır. Yapılan kadavra çalışmalarında, semptomların olduğu bölgeye yapışan kas yapıların soleus, flexor digitorum longus ve derin crurical fasya olduğu saptanmıştır. Bilindiğinin aksine tibialis posterior kasının bu sendromuda yeri olmadığı bildirilmiştir. Hastalığın etyolojisinde, soleus kasının yapıştığı tibial kemik 1/3 distal medial kısmının periostunda, traksiyona sekonder periostit gelişmektedir. Yaralanmanın mekanizması pronasyonun velositesi ile ilişkilidir. Diğer risk faktörleri varus hindfoot, genu valgum, eksternal tibial rotasyon gösterilmiştir. Aktivite düzeyinin veya sıklığının değiştirilmesi periostal değişimi tetiklemektedir.            Patolojik olarak, posteromedial tibial korteksin hipertrofisi, periostumun enflamasyonu ile karakterizedir.            Histolojik olarak, eritrosit ve diğer kan hücrelerinin artması sonucu kemik içi vasküler yapılarda konjesyon ve tromboz gelişimi, periostal reaksiyon sonrası osteoblastlarda artış ve osseoz remodeling, periostal kallus formasyonu ve kortikal hipertrofi izlenmektedir. Sürekli stresin olması sonucu artmış kemik mineralizasyonu gelişir.

Klinik olarak tibial kemiğin orta-1/3 distal seviyesinin medialinde ağrı ve hassasiyet, ekzersizle semptomların artması ve istirahette azalması ile karakterizedir. Ağrı künt ağrı tarzında ve plantar fleksiyon esnasındaki uygulanan direnç esnasında artmaktadır.            Radyolojik olarak, genelde erken evrede Magnetik Rezonans incelemelerin daha sensitiv olduğu bildirilmiştir. MRG’de T1 ağırlıklı incelemelerde derin cilt altı dokuda intermedie sinyal intensite değişikliği ve normalde hipointens izlenen kortikal yapılarda hiperintens sinyal değişikliği izlenmektedir. T2 ağırlıklı incelemelerde tibial kemikte lineer periostal ödem ve kemik yapıda hiperintens sinyal artışı karakteristik bulgulardır. Genelde sendrom farklı evrelerde saptanabileceği için 126 tarafından klasifiye edilmiştir. MTSS’in erken evrede sadece periostal ödem söz konusudur, fakat ileri evrede ince fraktür hattı izlendiği bildirilmiştir. Diğer radyoloji görüntüleme modalitesi olarak, direk grafi genelde negatif olarak bildirilmekle birlikte, bazı ileri evre vakalarda posteromedial tibial korteks hipertrofisi/ remodeling izlenmektedir. Bilgisayarlı tomografide genelde kemik yapılarda izlenen hipertrofi dışında, Gaeta ve ark. tarafından yaptığı çalışmada erken evrede MTSS’de kemik yapıda izlenen osteopeni bulgusu hastalığın tanısını koyabileceğini belirtmişler. Yüksek çözünürlü Bilgisayarlı Tomografide ince vertikal fraktür hatlarınında saptanabileceği çalışmada bildirilmiştir. Sintigrafik olarak tibial kemiğin posteromedial bölgesinde radionüklid aktivite artışı olduğu çalışmalarda bildirilmiştir

Sert zemin, ağır antrenman, kötü ayakkabı, kötü koşu tekniği (ayak parmak ucunda koşmak gibi), ayak taban anatomisindeki bozukluklar gibi nedenlerden dolayı kemik zarının iltihabi reaksiyonu ile karakterize bir durumdur. Alt bacak iç-ön bölgede yer alan tibia kemiğinin alt yarı bölgesinde ağrı en belirgin sorundur. Ayak parmakları veya ayak aşağıya doğru büküldüğünde, aktiviteler sırasında ağrı oluşur. Dinlenmek, soğuk uygulamak öncelikli yapılması gereken uygulamalardır. Yukarıda bahsedilen nedenlerin ortadan kaldırılması gerekir. Uzman bir hekimin değerlendirmeleri ışığında tedavinin şematize edilmesi gerekir.

Kaynak: Sağlık Ekibi Hastalık Bilgileri

11Mar/100

Midye bilimsel olarak araştırıldı

13 150x150 <a href=Midye bilimsel olarak araştırıldı" width="150" height="150" title="Midye bilimsel olarak araştırıldı" />

İçinde barındırdığı kimyasal maddeler nedeniyle kamuoyunda sağlıksız olarak bilinen midye, İzmir’de midye üretimi yapan bir firmanın talebi üzerine bilimsel olarak araştırıldı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İzmir İl Kontrol Laboratuvar Müdürlüğündeki incelemede, midye içindeki kurşun, arsenik ve civa oranı, tehlike sınırı olan 1 mg’nin oldukça altında çıktı.Çiğ midyede kurşun oranı O.004/mg-kg, arsenik oranı 0.075 mg-kg, civa oranı ise 0.075/ mg-kg olarak tespit edildi. EMİDO Midye Dolma Üretim Tesisleri Sahibi İbrahim Ak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 18 yıldan bu yana midye toplayıp satarak geçimini sağladığını, Türkiye’deki iki midye üretim tesisinden birine sahip olduklarını bildirdi. Gemlik’ten aldıkları midyeleri tesislerinde hijyenik ortamda pişirerek paketleyip büyük alışveriş merkezlerinde satışa sunduklarını belirten Ak, kamuoyunda midyenin sağlıksız olduğu yönündeki söylentiler üzerine bu ürünün kapsamlı şekilde araştırılması talebinin kendilerinden geldiğini söyledi.

KİMYASAL DEĞERLER DÜŞÜK ÇIKTI

Ak, 16 Ağustosta çiğ ve pişmiş midye örneklerini Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İzmir İl Kontrol Laboratuvar Müdürlüğüne götürerek inceleme talep ettiklerini ifade etti ve şöyle konuştu: ”Laboratuvar sonuçları, midyenin sağlıksız olduğu yönündeki söylentileri asılsız çıkarıyor. Yapılan muayene ve analiz raporunda çiğ midyedeki kimyasal maddeler tehlike sınırının oldukça altında. Midyedeki kurşun oranı 0.004/mg-kg, arsenik oranı 0.075/mg-kg, civa oranıysa 0.001/mg-kg çıktı. Oysaki tehlike sınırı 1 mg. Yani değerler tehlike sınırının oldukça altında. Vatandaşlarımız gönül rahatlığıyla midye yiyebilir. En azından kendi ürettiğimiz midyelerde bu garantiyi veriyoruz. Pişmiş midyedeyse herhangi bir bakteri çıkmadı. Biz her ay midyelerimizi laboratuvarlarda kontrol ettireceğiz.”

”SAĞLIĞA ZARARLI DEMEK YANLIŞ”

Su ürünleri mühendisi Yeliz Yıldız, midyenin hayvansal protein kaynağı olduğunu belirterek, kimyasal madde içerdiğini düşündüğü bu ürüne karşı tereddütlü yaklaştığını dile getirdi. Yeliz, ”Vücuttan atımı çok zor olan ve sarılığa neden olan civa değerleri, midyede tehlike sınırının oldukça altında çıktı. Mikrobiyolojik olarak bakteri ya da mikroba rastlanmadı. Kimsayal değerler de tehlike sınırının oldukça altında. Midyenin sağlığa zararlı olduğunu söylemek doğru olmaz” diye konuştu.

Kaynak: Diyet · Zayıflama · Zayıflama Ürünleri · Sağlıklı Beslenme · Kilo Verme · Diyet Çeşitleri · Diyetler · Diyetisyen · Güzellik ve Bakım

11Mar/100

Mini Germe operasyonu nedir nasıl uygulanır

40 yaşından sonra klasik yüz germe ameliyatlarının yerini alan “mini yüz germe” operasyonlarıyla kadınlar, 5-10 yıl daha genç görünebiliyorlar. Acıbadem Ataşehir Estetik, Plastik, Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Cengiz Açıkel, operasyon sonrası yüzün doğallığını koruduğunu ve bu nedenle kadınların daha çok mini germe yöntemini tercih ettiklerini belirtiyor.

Yaşlanmanın iyice belirgin hale geldiği 40-60 yaş aralığındaki kadınlar, genç görünmek için estetik cerrahların kapısını çalıyorlar. En sık yakındıkları ve değişiklik istedikleri noktaların arasında; kaşlardaki düşme, üst ve alt göz kapaklarında torbalanma, elmacık kemiklerinin üzerindeki yağ yastıkçıklarının aşağıya doğru kayması, burun ve ağız kenarındaki olukların derinleşmesi, çene kenarlarında sarkmalar, gıdık ve boyun bölgesinde bölgesel yağ toplanması geliyor.

Bu sorunların giderilmesinde yüz germe ameliyatı kilit rol oynarken, kaş kaldırma, göz torbalarının düzeltilmesi ve yüze yağ enjeksiyonu gibi estetik girişimler de tamamlayıcı hale geliyor. Acıbadem Ataşehir Estetik, Plastik, Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Cengiz Açıkel, yüz gençleştirme amacıyla klasik yüz germe ameliyatlarını artık daha az kullandıklarını, hastaların birçoğunun daha az kesi yapılarak ve daha kısa sürede gerçekleştirilen “MACS Lift” adı verilen bir tür ” mini yüz germe” tekniği ile etkin şekilde tedavi edebildiklerini belirtiyor. Doç. Dr. Açıkel, genellikle 40 yaş altındaki kadınların yüzlerinde gözlenmeye başlanan küçük ve sınırlı sorunları gidermede dolgu, botoks gibi işlemleri tercih ettiklerini, ancak yüzlerinde sarkmaları ve yaşlı görüntüyü gidermek ve 5-10 yıl önceki yüz görünümlerine geri dönmek için yüz germe operasyonunu istediklerini vurguluyor.

DAHA AZ İZ BIRAKTIĞINDAN TERCİH EDİLİYOR

Mini yüz germe” tekniğinin klasik yüz germe ameliyatına göre daha kısa izler bıraktığına değinen Doç. Dr. Cengiz Açıkel, son yıllarda popüler olan bu teknik hakkında şu bilgileri verdi: Mini yüz germe tekniğinde kulak memesinin önünden başlayıp, kulak içine gizlenen ve yukarıda saçlı deriye uzanan 5-7 cm.’ik bir kesi yapıyoruz. PageEnd

• Ameliyat sonrası erken dönemde bu kesi, saç modeliyle kolaylıkla gizleniyor. Geç dönemde de izlerin büyük kısmı kulak içi ve saçların içinde kaldığı için dikkat çekmiyor.

• Sadece sınırlı bir alanda yüz cildini kaldırıyoruz ve daha derin planda olan yüz sinirleri ile hiç karşılaşmıyoruz. Bu nedenle yüz sinirlerine zarar verilmesi söz konusu olmuyor.

• Cilt altında aşağıya doğru yer değiştirmiş, sarkmış olan yüzün yağ yastıkçıklarını ve yumuşak dokularını dikişler yardımı ile yukarıya, olması gereken yere getiriyoruz.

• Kaldırdığımız yüz cildini, klasik yöntemlerdeki gibi yana doğru değil yukarıya doğru çekiyor ve çok az cilt çıkartıyoruz ve bu nedenle daha doğal sonuçlar elde ediyoruz.

• Aynı seansta gıdık ve boyun bölgesindeki yağları liposuction ile alıyoruz. Asma dikişlerimiz sayesinde boyun derisindeki sarkmalar da gideriliyor ve boyun da gençleşiyor.

• “MACS lift” tekniği sayesinde yüzün elmacık kemikleri toparlanıyor, burun kenarındaki oluklar hafifliyor, yanak ve alt çenedeki sarkmalar gideriliyor ve boyun da gençleşiyor.

• Ortalama 2.5 saat süren ameliyat lokal anestezi ve sedasyon altında yapılabildiği gibi genel anestezi altında kaş kaldırma, göz torbalarının alınması, yüze yağ enjeksiyonu gibi işlemlerle de kombine edilebiliyor.

• Bu tekniği aşırı sarkma ve gevşemenin olmadığı orta yaş grubu hastalar da tercih ediyorPageEnd

40′LI YAŞLARDA SARKMALAR BELİRGİN İSE MİNİ YÜZ GERME YAPILABİLİYOR

Yüz germenin yıllardır 60 yaş civarı kişilerin yaptırdığı bir estetik operasyon olarak değerlendirildiğini ve bu anlayışın yanlış olduğunu belirten Doç. Dr. Cengiz Açıkel, “Kadınlar yüz germeye ihtiyaçları olup olmadığını ayna karşısında test edebilir. Aynanın karşısına geçtiklerinde, parmaklarını elmacık kemiklerine ve alt çenelerinin üstündeki deriye koyup yukarı doğru çektiklerinde, ‘yüzüm böyle olsaydı daha iyi olurdu’ diyorlarsa, ameliyat olma vakti gelmiştir” dedi.

ERKEN YAŞLARDA YAPILAN MİNİ YÜZ GERMENİN BÜYÜK AVANTAJLARI VAR

Yüzdeki sarkma ve yaşlanma belirtilerinin çok ileri düzeye gelmeden daha erken dönemde düzeltilmesinin başlıca şu avantajları bulunuyor:

- Mevcut sorunlar “daha kısa süren” ve “daha az iz bırakan” mini yüz germe tekniği ile giderilebiliyor. – Ameliyat sonrası oluşan şişlik ve morluklar çok sınırlı, toparlanma dönemi klasik yüz germeye göre daha kısa.

- Yaş daha genç olduğu için yara iyileşmesi ve toparlanma daha kolay.

- Ameliyat sonrası yüz görünümünde elde edilen gençleşme çevre tarafından daha doğal karşılanıyor.

- Bu yöntemle kişinin yüz özellikleri değişmemekte, sadece daha genç bir görünüm kazanıyor.

-Yüz germe işlemini daha erken yaşlarda yaptıranlar halen aktif oldukları iş ve sosyal yaşamlarında daha genç ve dinamik bir yüz görünümüne sahip olmanın konforunu yaşıyor.

-10 yıl veya daha sonra gerektiğinde ikinci bir yüz germe ameliyatına engel olmuyor.

Kaynak: Sağlık Ekibi Hastalık Bilgileri

11Mar/100

Mini Germe operasyonu nedir nasıl uygulanır

40 yaşından sonra klasik yüz germe ameliyatlarının yerini alan “mini yüz germe” operasyonlarıyla kadınlar, 5-10 yıl daha genç görünebiliyorlar. Acıbadem Ataşehir Estetik, Plastik, Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Cengiz Açıkel, operasyon sonrası yüzün doğallığını koruduğunu ve bu nedenle kadınların daha çok mini germe yöntemini tercih ettiklerini belirtiyor.

Yaşlanmanın iyice belirgin hale geldiği 40-60 yaş aralığındaki kadınlar, genç görünmek için estetik cerrahların kapısını çalıyorlar. En sık yakındıkları ve değişiklik istedikleri noktaların arasında; kaşlardaki düşme, üst ve alt göz kapaklarında torbalanma, elmacık kemiklerinin üzerindeki yağ yastıkçıklarının aşağıya doğru kayması, burun ve ağız kenarındaki olukların derinleşmesi, çene kenarlarında sarkmalar, gıdık ve boyun bölgesinde bölgesel yağ toplanması geliyor.

Bu sorunların giderilmesinde yüz germe ameliyatı kilit rol oynarken, kaş kaldırma, göz torbalarının düzeltilmesi ve yüze yağ enjeksiyonu gibi estetik girişimler de tamamlayıcı hale geliyor. Acıbadem Ataşehir Estetik, Plastik, Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Cengiz Açıkel, yüz gençleştirme amacıyla klasik yüz germe ameliyatlarını artık daha az kullandıklarını, hastaların birçoğunun daha az kesi yapılarak ve daha kısa sürede gerçekleştirilen “MACS Lift” adı verilen bir tür ” mini yüz germe” tekniği ile etkin şekilde tedavi edebildiklerini belirtiyor. Doç. Dr. Açıkel, genellikle 40 yaş altındaki kadınların yüzlerinde gözlenmeye başlanan küçük ve sınırlı sorunları gidermede dolgu, botoks gibi işlemleri tercih ettiklerini, ancak yüzlerinde sarkmaları ve yaşlı görüntüyü gidermek ve 5-10 yıl önceki yüz görünümlerine geri dönmek için yüz germe operasyonunu istediklerini vurguluyor.

DAHA AZ İZ BIRAKTIĞINDAN TERCİH EDİLİYOR

Mini yüz germe” tekniğinin klasik yüz germe ameliyatına göre daha kısa izler bıraktığına değinen Doç. Dr. Cengiz Açıkel, son yıllarda popüler olan bu teknik hakkında şu bilgileri verdi: Mini yüz germe tekniğinde kulak memesinin önünden başlayıp, kulak içine gizlenen ve yukarıda saçlı deriye uzanan 5-7 cm.’ik bir kesi yapıyoruz. PageEnd

• Ameliyat sonrası erken dönemde bu kesi, saç modeliyle kolaylıkla gizleniyor. Geç dönemde de izlerin büyük kısmı kulak içi ve saçların içinde kaldığı için dikkat çekmiyor.

• Sadece sınırlı bir alanda yüz cildini kaldırıyoruz ve daha derin planda olan yüz sinirleri ile hiç karşılaşmıyoruz. Bu nedenle yüz sinirlerine zarar verilmesi söz konusu olmuyor.

• Cilt altında aşağıya doğru yer değiştirmiş, sarkmış olan yüzün yağ yastıkçıklarını ve yumuşak dokularını dikişler yardımı ile yukarıya, olması gereken yere getiriyoruz.

• Kaldırdığımız yüz cildini, klasik yöntemlerdeki gibi yana doğru değil yukarıya doğru çekiyor ve çok az cilt çıkartıyoruz ve bu nedenle daha doğal sonuçlar elde ediyoruz.

• Aynı seansta gıdık ve boyun bölgesindeki yağları liposuction ile alıyoruz. Asma dikişlerimiz sayesinde boyun derisindeki sarkmalar da gideriliyor ve boyun da gençleşiyor.

• “MACS lift” tekniği sayesinde yüzün elmacık kemikleri toparlanıyor, burun kenarındaki oluklar hafifliyor, yanak ve alt çenedeki sarkmalar gideriliyor ve boyun da gençleşiyor.

• Ortalama 2.5 saat süren ameliyat lokal anestezi ve sedasyon altında yapılabildiği gibi genel anestezi altında kaş kaldırma, göz torbalarının alınması, yüze yağ enjeksiyonu gibi işlemlerle de kombine edilebiliyor.

• Bu tekniği aşırı sarkma ve gevşemenin olmadığı orta yaş grubu hastalar da tercih ediyorPageEnd

40′LI YAŞLARDA SARKMALAR BELİRGİN İSE MİNİ YÜZ GERME YAPILABİLİYOR

Yüz germenin yıllardır 60 yaş civarı kişilerin yaptırdığı bir estetik operasyon olarak değerlendirildiğini ve bu anlayışın yanlış olduğunu belirten Doç. Dr. Cengiz Açıkel, “Kadınlar yüz germeye ihtiyaçları olup olmadığını ayna karşısında test edebilir. Aynanın karşısına geçtiklerinde, parmaklarını elmacık kemiklerine ve alt çenelerinin üstündeki deriye koyup yukarı doğru çektiklerinde, ‘yüzüm böyle olsaydı daha iyi olurdu’ diyorlarsa, ameliyat olma vakti gelmiştir” dedi.

ERKEN YAŞLARDA YAPILAN MİNİ YÜZ GERMENİN BÜYÜK AVANTAJLARI VAR

Yüzdeki sarkma ve yaşlanma belirtilerinin çok ileri düzeye gelmeden daha erken dönemde düzeltilmesinin başlıca şu avantajları bulunuyor:

- Mevcut sorunlar “daha kısa süren” ve “daha az iz bırakan” mini yüz germe tekniği ile giderilebiliyor. – Ameliyat sonrası oluşan şişlik ve morluklar çok sınırlı, toparlanma dönemi klasik yüz germeye göre daha kısa.

- Yaş daha genç olduğu için yara iyileşmesi ve toparlanma daha kolay.

- Ameliyat sonrası yüz görünümünde elde edilen gençleşme çevre tarafından daha doğal karşılanıyor.

- Bu yöntemle kişinin yüz özellikleri değişmemekte, sadece daha genç bir görünüm kazanıyor.

-Yüz germe işlemini daha erken yaşlarda yaptıranlar halen aktif oldukları iş ve sosyal yaşamlarında daha genç ve dinamik bir yüz görünümüne sahip olmanın konforunu yaşıyor.

-10 yıl veya daha sonra gerektiğinde ikinci bir yüz germe ameliyatına engel olmuyor.

Kaynak: Sağlık Ekibi Hastalık Bilgileri

11Mar/100

Maydanoz Deyip Geçmeyin

112 150x150 <a href=Maydanoz Deyip Geçmeyin" width="150" height="150" title="Maydanoz Deyip Geçmeyin" />

Maydanozun yaprakları A, C, K vitaminleri, demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klor yönünden zengindir.   Bir tutam maydanozun günlük C vitamini ihtiyacını karşılar.   Maydanoz, toksinlerin vücuttan atılmasını sağlarken, kanı temizler, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir.

Kaynak: Diyet · Zayıflama · Zayıflama Ürünleri · Sağlıklı Beslenme · Kilo Verme · Diyet Çeşitleri · Diyetler · Diyetisyen · Güzellik ve Bakım

11Mar/100

Meyveleri soymadan yiyin

144 150x150 Meyveleri soymadan <a href=yiyin" width="150" height="150" title="Meyveleri soymadan yiyin" />

Mandalina kabuğu ile çilek ve yabanmersini gibi meyvelerin dış yüzeyinde bulunan bir maddenin kanserle savaşmada etkili olduğu belirlendi.İngiltere’deki Leicester Eczacılık Fakültesi’nin araştırmasında, bu meyvelerin kabuklarında veya dış yüzeylerinde bulunan salvestrol Q40 adlı bir bileşiğin kanser hücrelerinde bulunan bir enzime saldırarak tümörleri yok ettiği tespit edildi. Ancak, meyvelerin soyularak yenmesi veya meyve suyu olarak tüketilmesi halinde salvestrollerin kaybolduğu belirtildi. 
Araştırmacılar, elde edilen bulgular sayesinde akciğer, meme, yumurtalık ve prostat gibi kanser türlerine karşı yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilebileceğini söyledi. Araştırma ekibinden Dr. Hoon Tan, insanların artık meyveleri soyarak yemeyi tercih etmelerinin kanser vakalarının artmasında etkili olabileceğini kaydetti.

Kaynak: Diyet · Zayıflama · Zayıflama Ürünleri · Sağlıklı Beslenme · Kilo Verme · Diyet Çeşitleri · Diyetler · Diyetisyen · Güzellik ve Bakım

11Mar/100

Kalp Sağlıklı Beslenme DASH

Bu sağlıklı bir beslenmenin ve düzenli egzersiz almak genel sağlığı korumak için en iyi kombinasyonu olan hiçbir sır değil. Ancak, Stop Hypertension (DASH) için size ve kalp sağlığı teşvik hatta beynin işlevini artırmak ve mülhak yarar sağlayabilir beslenme Diyet Yaklaşımlar izleyerek. Bu Duke Üniversitesi’nde son zamanlarda Hipertansiyon online yayınlanan yeni bir çalışmanın bulguları: Journal of American Heart Association vardır.

kalpyeni.Jpeg" alt="" />

DASH diyet Diyet Yaklaşımlar için, Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü tarafından yürütülen Hipertansiyon deneme Dur amacıyla kuruldu. Bu araştırmacılar diyet ve nörobilişsel düşüş yüksek kan basıncı nedeniyle risk altında yetişkinler arasında neurocognition üzerinde egzersiz etkileri analiz bir randomize edildi. Neurocognition, hafıza, dikkat ve yetenek kapsayan yeni malzeme öğrenin. Çalışma başarıyla egzersiz ve daha iyi bilişsel işlev diyet bağlantılı.

Aynı zamanda bilişsel işlev üzerine etkileri inceleyerek yeni çalışmanın amacı, diyet ve egzersiz kan basıncına etkisini belirlemek için oldu. James Blumenthal, Doktora, çalışma ve Bölümü Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Duke Üniversitesi Tıp Merkezi Durham AT psikoloji ve nörolojik bilimler profesörü baş yazarı, Kuzey Carolina, “Bu çalışma, hatta yavaşlatmak için önemli etkileri olduğunu söyledi yaş geri olan insanlar bile demans veya Alzheimer hastalığı geliştirmek için savunmasız arasında daha etkili olabilir ilgili bilişsel açıkları,. ”

Onların çalışma için, araştırmacılar 124 erkek ve kim orta, yüksek kan basıncı, ancak hafif durum için ilaç almayan idi kadın bir grup izledi. Ortalama olarak, katılımcılar £ 15 kilolu minimum olduğunu ve 52 yıllık bir yaş ortalaması vardı.

Konular üç gruba ayrıldı. Bir grup tek başına olan düşük karbonhidrat yağlı süt ürünleri, meyve ve sebze, kolesterol ve gıdalarla düşük ve yüksek yemek vurguluyor DASH diyet izledi. Başka bir grup aerobik egzersiz ve kalori kısıtlaması içeren bir davranış kilo yönetimi programı ile birlikte DASH diyet izledi. Kilo yönetimi programı iki yaklaşım oluşuyordu. İlk azaltma veya meze ortadan kaldırılması gibi bölümünü büyüklüğü ve alışkanlığı değişiklikleri azaltılması üzerinde duruldu. İkinci yaklaşım nasıl yerine yemek için sadece ne yemek için çok yönergeler içerir iştah farkındalık eğitimi oldu. Aerobik egzersiz 30 dakika egzersiz denetimli üç kere haftalık dahil. Üçüncü çalışma grubu özel bir diyet veya egzersiz programı takip etti.

Nasıl diyet ve egzersiz etkileri zihinsel fonksiyon, konu kağıt yapmak istenmiştir değerlendirmek-ve-gibi olabildiğince hızlı bir sayfa numaraları tam belirli basamaklı markalama olarak kalem testleri. Dört aylık çalışma sonunda dönemde bulgular grubu, DASH diyet egzersiz ve kalori kısıtlaması ile birlikte izledi ortaya zihinsel fonksiyon genel bir yüzde 30 iyileşme vardı.

Aynı zamanda 16 puan (üst sayıda kan basıncı ölçümü) ve diyastolik basıncı (alt sayı kan basıncı ölçümü sistolik kan basıncı düşürücü çalışmanın bulguları da katılımcıları olan sağlıklı diyet ve egzersiz programı takip gösterdi, £ 19 ve ortalama kilo kaybı vardı ) çalışma süresinin sonunda 10 puan ile

Kaynak: Sağlık Ekibi Hastalık Bilgileri

11Mar/100

Bölgesel zayıflama – Posta

Bölgesel zayıflama
Posta
Çünkü diyet, egzersiz gibi yöntemlerle sadece bu bölgelerdeki yağların giderilmesi çok ama çok güç. Günümüz toplumunda teknolojinin gelişmesi ile değişen ...

Kaynak: diyet - Google Haberler

11Mar/100

Meyve Suyu Şişmanlatır mı?

121 150x110 Meyve <a href=Suyu Şişmanlatır mı?" width="150" height="110" title="Meyve Suyu Şişmanlatır mı?" />

Meyve Suyu Endüstrisi Başkanı Prof. Dr. Aziz Ekşi, meyve suyu ile ilgili bazı bilgiler verdi.Şişmanlatıyor mu?Meyve suyu yüzde 100, meyve nektarı yüzde 25-99 ve meyveli içecek yüzde 10-49 meyveden oluşur. Hiç kimse meyvenin şişmanlattığını düşünmez. Çünkü kalori düzeyi düşüktür. 100 gram meyvenin sağladığı enerji 44-52 kcal arasındadır. Meyve şişmanlık nedeni değilse, meyve suyu da değildir.Koruyucu katkı var mı?
Türkiye’de, 80′li yıllardan bu yana meyve suyu ve türevlerine koruyucu madde katılmasına izin verilmiyor. Uygulanan koruma teknolojisi koruyucu kullanılmasını gerektirmiyor. Ambalaj açılmadıkça koruma etkisi sürer. Koruyucu içerseydi, ambalaj açıldıktan sonra da meyve suyu bozulmazdı.

Dişleri çürütür mü?
Diş çürüklüğüne yol açan ana etkenin flor yetersizliği olduğu öteden beri biliniyor. Ancak bunun ağız ve diş temizliği ile desteklenmesi gerekiyor. Son yıllardaki araştırmalara göre; eğer yeterli flor alınıyorsa ve ağız temizliğine özen gösteriliyorsa gıdanın diş çürüklüğüne katkısı oldukça kısıtlıdır.

Yıkama-ayıklama
Meyve suyu teknolojisinde ilk 2 işlem basamağı, yıkama ve ayıklamadır. Bu işlemlerin amacı; çürük vb. kusurlu meyvelerin ayıklanması ve yabancı maddelerin uzaklaştırılmasıdır. Ayıklama bandında çalışan kişinin uyması gereken; “Yiyemeyeceğini ayıkla!” kuralıdır

Kaynak: Diyet · Zayıflama · Zayıflama Ürünleri · Sağlıklı Beslenme · Kilo Verme · Diyet Çeşitleri · Diyetler · Diyetisyen · Güzellik ve Bakım

11Mar/100

100 yaşına kadar yaşamanın püf noktaları;

Kimyasallı, hazır gıdalardan mümkün olduğunca kaçının.

Hobileriniz için mutlaka zaman ayırın, özellikle de bu hobiler sizi stresten uzak tutan şeylerse.

İşiniz çok can sıkıcı ve stres verici olmaya başladıysa, mümkünse istifa dilekçenizi yazın ve başka bir iş arayın.

Kahvaltıda süt, peynir, haşlanmış yumurta gibi gıdaları tüketin.

Ayda bir check-up yaptırın. Böylece hem hastalık hastası olmaktan kurtulursunuz, hem de gerçekten bir hastalığınız varsa geç kalmadan teşhis etmiş olursunuz.

Günde 8 bardaktan az su içmeyin, fazla içerseniz ne ala!

Kötü arkadaşlıklarınızı, size stres kaynağı olan ilişkilerinizi bitirmekte geç kalmayın.

Kin gütmemeye çalışın. Yoga, pilates, meditasyon gibi aktivitelere yönelin.

Aşırıya kaçacak ölçüde içki içmeyin.

Yaşınıza, sağlık durumunuza ve ihtiyacınıza göre her gün bir multivitamin alın.

Düzenli uyuyun. Çok fazla uyumak da çok az uyumak da zararlıdır.Eğer yattıktan sonra yedi dakika içinde uykuya daldığınızı fark ederseniz, ya da hiç uyku tutmuyorsa mutlaka bir doktora başvurun.

Lifli gıdaları bolca tüketin.

Suç oranının yüksek olduğu yerlerde fazla takılmayın, araba kullanırken emniyet kemerinizi takın.

Düzenli egzersiz yapmaya başlayın. Eğer ‘Egzersiz beni sıkar’ diyorsanız yüzme, tenis veya futbol gibi spor faaliyetlerine katılın.

Sigara içmeyin. Eğer içiyorsanız bir an önce bırakmaya bakın, asla çok geç değil.

Kaynak: Sağlık Ekibi Hastalık Bilgileri

11Mar/100

Göbekte biriken pozitif enerji – Haber 7

Göbekte biriken pozitif enerji
Haber 7
Hemen doğum sonrası düzgün beslenmeye geçilebilir fakat toplumda bu diyet olarak algılandığı için sütü kesilir kaygısı yaşanıyor. ...

Kaynak: diyet - Google Haberler

11Mar/100

Mantar vitamin deposu

102 150x150 Mantar vitamin <a href=deposu" width="150" height="150" title="Mantar vitamin deposu" />

Antalya Korkuteli Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç.Dr. Orhan Özçatalbaş, mantarın, insan sağlığını koruyucu B kompleks vitaminleri ve C vitamini yönünden zengin bir besin maddesi olduğunu söyledi.Konuyla ilgili bir açıklama yapan Doç.Dr. Orhan Özçatalbaş, yüksek oranda folik asit ihtiva eden mantarın, anemi olgularının iyileştirilmesinde de kullanıldığını belirtti. Mantar proteininin hazm olabilme değerinin, yüzde 72- 83 arasında olduğunu ve bu proteinin, insanın beslenmesi için gerekli olan hemen hemen bütün aminoasitleri içerdiğini belirten Özçatalbaş, “Mantar, özellikle bu yönüyle diğer sebze türleri arasında en yüksek besin değerine sahiptir.

Mantar, kalsiyum, fosfor, potasyum, demir ve bakır yönünden azımsanmayacak ölçülerde mineral içerir. Düşük karbonhidrat ve yağ oranı nedeniyle kalp ve damar hastalıklarında, kandaki şeker düzeyini düşürme özelliği nedeniyle de şeker hastalıklarında diyet öğesi olarak önerilmektedir” diye konuştu. Mantar zehirlenmelerine de dikkat çeken Özçatalbaş, tanınmayan mantarların yenmemesi, özellikle kültür mantarlarının tüketilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: Diyet · Zayıflama · Zayıflama Ürünleri · Sağlıklı Beslenme · Kilo Verme · Diyet Çeşitleri · Diyetler · Diyetisyen · Güzellik ve Bakım

11Mar/100

Portatif patoloji cihazı geliştirdi

S.Ü.’de bir araştırma görevlisi, kanser ve bazı hastalıkların tanısı için biyopsiyle alınan dokuyu dondurup zar şeklinde kesmeyi sağlayan büyük cihazı ucuz ve portatif hale getirdi

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Fen Bilimleri Enstitüsünde bir araştırma görevlisi, kanser tanısı için biyopsiyle alınan dokuyu dondurup zar şeklinde kesmeyi sağlayan taşınması zor büyük patoloji cihazını ucuz ve portatif hale getirdi. SÜ Teknik Eğitim Fakültesi Elektronik Ana Bilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Işık ile SÜ Meram Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Cihat Avunduk’un danışmanlığında yüksek lisans yapan araştırma görevlisi Yavuz Ünal, tezinde tıbbi bir cihaz geliştirmeye karar verdi. SÜ Bilimsel Araştırmalar Proje Koordinatörlüğünün desteğiyle yaklaşık 2 yıldır çalışmasını sürdüren Ünal, kanser tanısını hızlandıracak makineyle ilgili çalışmada başarıya ulaştı.

300-400 KİLOLUK CİHAZIN

AĞIRLIĞINI 25-30 KİLOYA DÜŞÜRDÜ

Kanser ve bazı hastalıkların tanısı için biyopsiyle alınan dokuyu zar şeklinde kesmeyi sağlayan taşınması zor, yaklaşık 300-400 kilogram ağırlığındaki kriyostat adı verilen ithal cihaz, bu çalışma sonunda 25-30 kilogram ağırlığa düşürülerek portatif hale getirildi. Araştırma görevlisi Yavuz Ünal, bu cihazın bir buluş değil ancak kanser ve bazı hastalıklarla mücadele için önemli bir gelişme olduğunu ifade etti. Ünal, şunları kaydetti: “Ürettiğimiz bu cihaz artık yaklaşık 25 kilogram ağırlığında yani kolayca taşınabiliyor.

Ayrıca içine, dokuyu kesme özelliği de katarak mikrotomun yaptığı işi de aynı zamanda yapar hale getirdik. Patoloji cihazları yurt dışından geliyor ve şu an oldukça pahalı. Bizim maliyetimiz ithal cihazlarla kıyaslanamayacak oranda düşük. Bu cihazdan çok sayıda üretilip hastanelere verilmesi durumunda, biyopsiyle alınan ve araştırma için laboratuvarlara gönderilecek dokunun zar şeklinde kesilmesi işlemi çok daha hızlı yapılabilecek. Biyopsiyle alınan dokuyu dondurup zar şeklinde kesmeye yarayan bu makinenin seri üretimine kısa sürede başlanabilir.”

Bu ürünün özellikle kanserin teşhisinde önemli bir sorun olan zaman sorununu azaltacağını söyleyen Ünal, şöyle konuştu: “Böylece kişinin kanser olup olmadığının veya kanserin tipinin öğrenilmesi için çok uzun zamanlar beklenmeyecek. Bugün bu cihazdan az miktarda olduğu için hastalar zaman kaybediyor. Bu uzayan zaman, sonuç bekleyen hasta için adeta kabusa dönüyor. Çok kısa sürede sonuç alınıp tedaviye başlanabilecek. Cihazın patentini aldık. Şu an bazı firmalarla cihazın seri üretimiyle ilgili görüşmeler yapıyoruz. Bu görüşmelerin en yakın zamanda olumlu sonuçlanmasını umuyoruz.”

Kaynak: Sağlık Ekibi Hastalık Bilgileri

Sağlık Bilgileri

Powered by Yahoo! Answers